duygular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2017 Cumartesi

Duygusal Sağlık

Nisan 22, 2017
Duygusal Sağlık

Son birkaç yıldır, genel sağlığımızın bir parçası olan duygusal sağlığın ne denli önemli olduğunu anladık. Bugünlerde fiziksel hastalıkların yüzde yetmişi psiko-somatik nitelikte. Yani bu hastalıkları yaratan ya da tetikleyen ruhsal etmenler söz konusu. Anksiyete ve depresyon en bilinen duygusal sorunlardan olup fiziksel rahatsızlıklara neden olmaktadır.

Bugün insanların duygusal sorunlardan daha fazla yakınmalarının pek çok nedeni var. Bir tanesi, hepimizin bildiği gibi, daha fazla stres sahibi olmamız. On, on beş yıl önce anksiyeteden bahsetmek, kendine fazla toleranslı davranmak anlamına gelirdi. Şimdi bu sorun yalnızca hasta değil , doktorlar tarafından da çok daha ciddiye alınmakta.

duygusal_saglik

Beden ve zihin birbiriyle yakın ve anında iletişim içindedir. Zihin açısından travmatik olan bir şeyin beden üzerinde de etkisi vardır.  Beden; ameliyat, kaza ya da beslenme yetersizliği gibi bir nedenle baskı altındaysa bunun zihin üzerinde de etkisi olacaktır. Fiziksel olarak sürekli rahatsızlık çekiyorsanız, derecesi ne olursa olsun, moralinizi bozacaktır. Örneğin, baş ağrısı… başınız ağrırken dikkatinizi yaptığınız işe veremez ve daha fazla hata yaparsınız. Bu sizi üzer ve hayal kırıklığına uğratır.

Aynı biçimde yaşamla ilgili bir durum canınızı sıkarsa; örneğin, iş yerinde zor bir müşteriyle uğraşmışsanız  ve sizi yormuşsa bu, baş ağrısı biçiminde fiziksel bir belirti yaratabilir.

Vera Peiffer

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Gerçek özgürlük, iyi hissetmek, kendi doğrularına göre yaşamak

Ağustos 20, 2016
iyi_hissetmek_mutluluk_kahveHayatımda benim, istediğimi yapabilme özgürlüğüm…

   Akşamüstü çıkıp kahvemi deniz kenarında içmekse benim aradığım şey, ve bunu yapamıyorsam eğer, ne kadar param olursa olsun bir anlamı olmaz.

Bana göre, evlenen kadınların çok büyük bir kesimi kısıtlanmaya ve sömürülmeye razı geliyor. ‘’Artık evliyim, istediğim gibi her yere gitmemeliyim’’ düşüncesiyle, özlediği ailesini ziyaret etmeyen kadınlar tanıyorum. Ve yine aynı kadınlar, kocasından habersiz uzaklara gidemeyen bu tutsaklar, ne kız ne de erkek arkadaşlarıyla bir yere çıkabiliyor. Yanında kocası olmadan yurt dışına çıkamıyor, hattaonu geçtim, canı sıkılınca tek başına kahve içmeye bile gitmiyor. Esas üzüldüğüm de, bu tutsaklığın yarısının erkekler,  yarısının da bu tür kadınlar tarafından şekillendirilmesi.

Özgürlüğünü koruyabilen ve herhangi bir erkeğe tutsak olmayan, çizgisini koruyan, kendi iplerni her zaman kendi ellerinde tutan kadın, güçlüdür. Hem evlilik hem de flört ilişkilerinde her iki taraf da özgürlüğünü korumalı, karşısındaki insanı hayatına, bir yere kadar dahil etmeli. Herkesin kırmızı çizgisi olmalı.

divider_pink
‘’Duyguların özgür olmasından önemlisi duygulardan özgür olmaktı. İnsanın duygularının denetimine girmesi değil, duygularını denetim altına alması gerekiyordu. ‘’ (Kendinizle Barışık olmak, Nevzat Tarhan, sf 86)

divider_pink

   Neden bizi mutsuz eden, bizi geren, hayatımızda bizi engellediğini hissettiğimiz, düşündüğümüz ilişkilere yer verelim ki hayatımızda. Hangi tür ilişki olursa olsun, her tür ilişki için bu geçerli.

Sizin, ayağa kalkma ve o kapıyı vurup çıkma lüksünüz var. Şunu diyebilmek önemlidir: Yaptığım seçimler yanlış olabilir.

Siz kendi hayatınızda olmak istediklerinizi hayata geçirin ve kimseye tutunmayın. İnsanların da size tutunmasını sağlamaya çalışmayın. Diğer insanlara endeksli bir hayatı yaşamaya devam ettiğim sürece, zaten mutlu olma şansım yok.

divider_pink
‘’Unutma! Kendi değerlerine göre yaşamazsan, başkalarının beklentilerine göre yaşarsın. O hayata da ‘Benim hayatım’ diyemezsin.’’ (Mutluluk kitabı, Nil Gün, sf 14)

divider_pink

   Eğer bir insan mutsuzsa, eğer sıkılıyorsa, eğer kabına sığamıyorsa artık, çok net bir şekilde bu şu demektir: hayatında bir şeyleri değiştirmen lazım. Sen cesaret edip değiştirmen gereken şeyleri değiştirmezsen, başka şeylerin peşinden koşarsın ama o boşluk yine dolmaz.

Başkalarına bağımlı olarak yaşarsan, kişiliğini kaybetmeye başlarsın. Önemli olan senin mutlu olman, iyi hissetmen ve sen gibi yaşaman. Günün sonunda mutsuz, umutsuz olmayı hak etmiyoruz. İstemediğimiz hayatları yaşamayı da hiçbirimiz hak etmiyoruz.