Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2017 Pazar

Bizim İçin Önemli Olan Şeylere Odaklanmak

Aralık 31, 2017
  Dünya üzerinde sınırlı bir zamanımız var. Her birimize günlük 24 saat verilmiş. Ancak zamanımızı nasıl değerlendirdiğimiz bizim seçimimizdir. Mutluluğumuz ve hayatta bizim için önemli olduğunu düşündüğümüz ve görevimizle uyum içinde olan şeylere odaklanmamızdan kaynaklanır. Eğer çok fazla yapmaya çalışırsak önceliklerimiz karışır ve bu da bizi karmaşaya, kafa karışıklığına ve mutsuzluğa götürür.



Gerçekten Önemli Şeylere Odaklanın

Bizim için daha büyük anlam ve değer içeren olaylara dahil oldukça gerçek deneyimler edinme şansımız artar. Bu doğal olarak alışkanlık edindiğimiz bazı şeylerden vazgeçmek anlamına gelebilir. Bu gerekli olmayan aktivitelere daha az katılarak gerekli olanlar için daha fazla zaman edinebiliriz. Hayattaki amacımız ve misyonumuza ve bunlarla ilgili alanlara çok iyi odaklanabiliriz.

Seçimimizin Açıklığı misyon Tanımımızdan Gelir

Misyonumuz neyin bizim için önemli olduğunu neyin olmadığını ayırmamıza yardımcı olur. Her aman önemli olaylara odaklanmak kolay değildir. Hayat karşımıza odaklanmamızı zorlaştıran çok farklı ihtiyaçlarla çıkar. Ailevi yükümlülüklerimiz, profesyonel ihtiyaçlarımız, finansal ihtiyaçlarımız, gönüllü yaptıklarımız ve sosyal yükümlülüklerimiz... Nereden başlamalıyım? Kime evet demeliyim? Kimi reddetmeliyim? Önceliklerimizi karıştırmak ve ihmal etmek kolaydır. Kendinizi bir hareketin anlamını sorgularken bulduğunuzda, "Bu gerçekten yapmak istediğim şey mi?" sorusu yardımcı olacaktır.

Sadece gerekli olan şeylere odaklanmak için açık bir görüşümüz ve tutkumuz olmalıdır. Aklımızı sadece amaçlarımızı gerçekleştirmekle meşgul edersek en büyük başarı şansını yakalamış oluruz. Çünkü tüm enerjimiz, gücümüz ve konsantrasyonumuz elimizdeki göreve odaklanmıştır ve bu yaratıcılığımızı serbest bıraktığı gibi tüm çabamızı da bu işe vermemizi sağlar. Aklımız, vücudumuz ve ruhumuz görevi tamamlamak için birleşir.

Odaklanmak Misyonumuzu Kolaylaştırır

Enerjinizin yüzde doksan beşini hayatınızın en önemli altı ya da yedi alanına yönlendirdiğinizde bu önemli  alanlarda yaratacağınız farklılıkları göreceksiniz. Bizim için önemli şeylere odaklandığımızda ve en büyük katkıyı sağlayabileceğimiz alanlara zaman harcadığımızda kendimiz ve çevremizdekiler için değerimiz katlanarak artar.

Azim Jamal

7 Aralık 2017 Perşembe

Otomatik Düşünceleriniz Farkına Varmak

Aralık 07, 2017

  1. Duygularınızdaki değişimleri gözleyin
İlk adım, ne düşündüğünüzün farkına varmaktır. Genellikle düşüncelerinizden çok, duygularınızın farkında olduğunuz için, düşüncelerinizi yakalamanın en kolay yolu, duygularınızdaki değişmeleri ipucu gibi kullanmaktır. Kendinizi bir anda, biraz önce olduğunuzdan daha kederli, endişeli, üzgün ya da umutsuz hissederseniz, ya da ağlamak istediğinizi fark ederseniz, bu duygu değişimi sırasında, zihninizden neler geçtiğini yakalamaya çalışın ve bir yere kaydedin.

Birkaç gün içinde, duygularınızdaki değişimlere daha duyarlı olmaya başladığınızı ve o duyguları harekete geçiren düşünceleri fark edebildiğinizi göreceksiniz. Aynı düşüncelerin, zihninizden tekrar tekrar geçtiğini de anlayacaksınız. Bu durum ister depresyonda olalım, ister olmayalım, hepimiz için geçerlidir.

  1. Düşüncelerinizi sayın
Olumsuz otomatik düşüncelerin farkına varmanın bir başka yolu, onları saymaktır. Bunu, yanınızda her düşünceyi bir çetele tutarak kaydedeceğiniz küçük bir kart taşıyarak yapabilirsiniz. Bu yöntem, sadece olumsuz düşüncelerinizin farkına varmanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bu düşüncelerinizi kağıda döküp onlara uzaktan bakmanıza da yardımcı olur.

Düşüncelerinizi bu şekilde, dışarıdan gözlediğinizde, sizi etkileme ve üzme güçleri de azalacaktır.

Bu işlemin sonunda düşündüğünüzden de çok olumsuz düşünceniz olduğunu fark edeceksiniz. Paniğe kapılmayın. Bu yalnızca, sizin onları yakalama konusunda ustalaştığınızın bir göstergesidir. Bir süre sonra bunların sayısı azalacaktır.

Eğer kendinize, "Bu kadar çok olumsuz düşüncem varsa, mantıklı düşünemiyorum demektir. Herhalde yetersiz ve zayıf bir insanım." Diyorsanız, bu tür düşüncelerin de depresyon işareti olduğunu hemen hatırlayın. Bunlar sizin kişiliğinizi yansıtmaz. Grip olan birinin ateşi varsa, bunu, onun zayıflığının yetersizliğinin işareti olarak mı görürsünüz?

  1. Düşüncelerinizi yazın
Otomatik düşüncelerinizin, nasıl olup da sizi rahatsız eden duygulara yol açtığını fark etmek için bir başka yol da, bu düşünceler zihninizden geçer geçmez, onları kaydetmektir. Bazı çevresel nedenlerle bunu o anda kaydetmek mümkün olmayabilir. Bu durumda duygularınızın zihinsel bir kaydını tutup, fırsat bulduğunuzda kağıda dökün. Düşüncelerinizi yazarken aşağıdaki planı uygulayabilirsiniz:

 Hangi duyguları yaşadınız?

0-10 arası bir cetvelde değerlendirecek olursanız, yaşadığınız duygu ne kadar rahatsızlık vericiydi? Duygularınızın size ne kadar rahatsızlık yaşattığını kaydetmenizin bir yararı, sıkıntınızın derecesini ayırt etmenize yardımcı olmasıdır. Bu yöntemle ayrıca, sıkıntınızı azaltıp azaltamadığınızı da kontrol edebilirsiniz.

Söz konusu duygularınız oluştuğu sırada, içinde bulunduğunuz durumu da yazın.

Tam olarak ne yapıyorsunuz? Neler düşünüyordunuz? Birkaç sözcükle, ayrıntılara girmeden, bu durumu belirtin.

Daha sonra, o sırada içinizden geçen otomatik düşünceleri yazın. Bu düşünceleri hiç yorumlamadan, değiştirmeden, zihinnizden geçtiği gibi kaydedin. Düşünceleriniz zihninzden sözcükler biçiminde değil de, bir görüntü biçiminde de geçmiş olabilir. Örneğin, kendinizi evinizde yalnız başınıza, konuşacak kimseniz yokmuş gibi hayal etmiş olabilirsiniz.

26 Kasım 2017 Pazar

Kişiyi Hareketsizliğe İten Düşünceler

Kasım 26, 2017
  Yorgunluk, isteksizlik, ilgi kaybı, hiçbir şeyden zevk almama, motivasyon kaybı ve uyuşukluk gibi durumlar depresyon belirtisi olabilir. Bunlar kişiyi gittikçe artan bir hareketsizliğe götürür. Hareketsizlik ise şu sorunlara yol açabilir:

Kendini eleştirme

Suçluluk

Diğerlerinden gelen eleştiriler

Yapılacak işlerin dağlar gibi birikmesi vb.

Hareketsizlik, aslında insanın kendine zarar vermesine yol açan bir durumdur. Hareketsizliğin kendisine iyi geldiğini söyleyen bir tek insan olacağını sanmıyorum. Tersime, insan ne kadar çok zevkli iş yaparsa, kendini o kadar iyi hisseder. Bu yüzden depresyondaki kişiler daha çok iş yapmak için uğraşmazlar.

Bazı iyi niyetli arkadaş ya da akrabaları, depresyon geçiren birine, "Haydi, kendini topla ve işine bak." dediklerini duymuşsunuzdur. Aslında bu tip bir tavsiyenin ona pek yararı yoktur. Çünkü kişi zaten, aynı şeyi kendisine uzun zamandır söylemekte, ama pek başarılı olamamaktadır. Onun kendine söyledikleri bununla da kalmamaktadır. Ayrıca, "Hiçbir işe yaramıyorum. Tembelim. Düşüncesizim." gibi sözleri de sık sık tekrarlamaktadır. İnsanın kendine bu tür şeyler söylemesinin hiçbir yararı olmadığı gibi, kendini daha da kötü hissetmesine yol açar.

Hareketsizliğin bir nedeni de fiziksel olabilir. Çünkü, depresyon sırasında insanın bedeninde ve beyninde bazı fizyolojik değişmeler olmaktadır. Ama önemli bir nedeni, bizim kendi kendimize söylediğimiz, zarar verici o sözlerdir.


Kişiyi Hareketsizliğe İten Düşünceler


Aşağıda, zaman zaman hepimizin kendi kendimize söylediğimiz bazı zarar verici cümlelerden örnekler verilmiştir. Bakın bakalım, bunların bir kısmını tanıyacak mısınız? Önce bu düşünceler ve ardından bunlarla başa çıkabilmek için size yardımcı olacak öneriler verilmiştir.


1. Yapılacak çok şey var. Artık işlerle başa çıkamıyorum.

Önce en gerekli olanı yapmalıyım. Belki de o zaman karşıma böylesine korkunç bir liste çıkmaz. Her şeyi bugün yapmak zorunda değilim. İşleri adım adım ele alabilirim.

2. Çok zor!

Zor görünüyor, çünkü şu sırada depresyondayım. Daha önceleri çoğu kez buna benzer işler yapmıştım.

3. Zaten şu ana kadar yeterince zaman harcadım. Şimdi hiçbir şey yapmanın anlamı yok. Kendimi daha bile kötü hissedebilirim.

İşleri "yapmamak" benim kendimi daha iyi hissetmeme yol açmayacak. Bir şeylere başlayabilir ve neler olduğuna bakabilirim.

4. Hoşuma gitmeyecek.

Nereden biliyorum? Yine falcılık yapmaya başladım. Deneyip göreyim.

5. İşler kendimi daha iyi hissedinceye kadar bekleyebilir..

Bu işi gerçekten yapmak isteyinceye kadar beklersem, belki de hiç yapamayabilirim. Belki şimdi başlarsam, kendimi daha iyi hissedebilirim.

6. Ne anlamı var ki... kendimi daha iyi hissetmeme yardımcı olmaz.

İşi yapmaya başlayınca, en azından yapamıyorum diye düşünmek zorunda kalmam. Beni rahatlatmayacağını nereden biliyorum? En azından kendimi daha kötü hissetmem.

7. Bu işi eskisi kadar iyi yapmam mümkün değil.

Öyle olabilir. Ama belki de kendime kötü not vermemin nedeni, gerçekten yapamamam değil de, depresyonda olmamdır. Önemli olan benim o işi yapmam. Kusursuz yapmam değil.

8. Dün mutfağı temizledim de ne oldu sanki?...

Normalde, bu belki de çok büyük bir iş değil. Ama şu anda, benim için korkunç derecede zor bir iş.. buna rağmen yaptığıma göre, kendime bir ödül verebilirim.

 

5 Kasım 2017 Pazar

Başarmamak İçin Bir Sebep Yok!

Kasım 05, 2017
 Bir yaban arısı kanatlarının çapı ve ağırlığı itibariyle aerodinamic kanunlarına gör asla uçamaz. Tüm fizikçiler bu konuda aynı şeyi söylüyorlar. Ama yaban arısı uçuyor. Neden uçtuğunu sorarsanız, bence aerodinamic kanunlarını bilmediğinden uçuyor. Zavallı yaban arası bu kanunları bilseydi uçmaması gerektiğini düşünür ve asla uçamazdı.

O halde başarıyı ve başarısızlığı getiren faktörlerdir, duygulardır, inançlardır.

1950'li yıllarda atletizm otoriteleri 1 milin asla 4dakikanın altında koşulamayacağını  düşünüyorlardı. Hatta birçok doktor da insan fizyolojisinin 1 mili 4 dakikada koşmaya yetmeyeceğini söylüyordu. Atletler de uzmanlara inandıklarından 1 mili 4 dakikanın altında koşmayı düşünmüyorlardı.  Bu yarış yapılırken düşündükleri tek şey 1'İnci, 2'nci ya da 3'üncü olmaktı.

Ancak uzmanlara inanmayan bir atlet ortaya çıktı: Roger Bannister. "Ben 1 mili 4 dakikanın altında koşacağım." Dedi.  Her gün yaptığı fiziksel antrenmanların yanında zihinsel antrenmanlar da yapmaya başladı. Yolda yürürken, otururken, yemek yerken, banyodayken düşündüğü tek şey buydu. Skorboardda yazan sonuç: 3.59. bütün tribünler ayakta. İnanılmaz bir ses çıkıyor. Roger Bannister skorboardı görüyor , tüm tribünlerin ayağa kalktığını görüyor, tribünlerden çıkan sesi duyuyor ve ipi göğüslediği anı hissediyordu.

İşin asıl ilginç tarafı, o yıl 12 kiş idaha 1 mili 4 dakikanın altında koştu.

Arzuladığınız güzel şeylerin olacağını düşünerek bilinçaltına kesin emirler verin ve onların yerine getirildiği aşamaya kadar o müthiş heyecanı yaşayın.

Oğuz Saygın

25 Ekim 2017 Çarşamba

Düşünceleriniz Hayatınızı Kontrol Eder

Ekim 25, 2017
İçin için kafanızda hayaller olarak gördüğünüz DÜŞÜNCELERİNİZ hayatınızı kontrol eder ve geleceğinizi kararlaştırırlar. Bunlar, hayatınızın nasıl inşa edileceğini gösteren manevi bir plan gibidirler.

Eski Roma'nın büyük imparatoru ve filozofu Marcus Aurelius şöyle yazmıştır: "Hayatımız düşncelerimizin yarattığı bir şeydir." Hakikaten de böyledir. Düşüncelerimiz, şuur altımıza yansıyan hayali resimlerdir. Bu da bizi hayal ettiğimiz kişiliğimize dpğru götürür veya ona doğru çeker.

Modern psikoloji alanındaki yeni buluşlar da bu hakikati tekrar tekrar ispatlamaktadır: "İnsanların hayal ettikleri bir kişilikleri vardır ve sonunda hayal ettikleri insan halini alırlar."  İnsanın hayal ettiği kişilik, kafasında canlandırdığı resimdir.

Jonathan Edwards, kafamızdaki hayallerin bizi daima yönettiğini açıklamıştır.  Onun sözlerini olduğu gibi alalım. "İnsanın kafasındaki fikirler ve hayaller onları daima yöneten görünmez güçlerdir. Bu, kafanızdaki hayaller yoluyla hayatınızı yönettiğiniz(kontrol ettiğiniz) anlamına gelir.

Binlerce yıllık tecrübe ve müşahede şunu hiç şüphe götürmeyecek bir şekilde ispat etmiştir: HAYALİNİZDE CANLANDIRDIĞINIZ İNSAN HALİNİ ALIRSINIZ. GELECEĞİNİZ, KAFANIZDA HAYAL ETTİĞİNİZ ŞEKİLDE OLACAKTIR.

M. R. Kopmeyer

5 Ekim 2017 Perşembe

Zorluklarla Karşılaşmadan da Başarılı Olabilir miyiz?

Ekim 05, 2017
Zorluklarla karşılaşmadan da başarılı olabilir miyiz?

Mutluluğun ve başarının yolunu bulanlar mutlaka birçok güçlükle karşılaşmış ve bu güçlükleri yenmişlerdir. Bunalumlı bir dönemden geçmeden başarılı olmak çok zordur. Başarılı ve mutlu insanlar, neşeli, cana yakın ve çok enerjik olabilirler. Ama bu durum zor problemlerle karşılaşmadıkları anlamına gelmez. Kötümser kişilerle karşılaştırıldıklarında, olaylar karşısında daha dayanıklı oldukları anlaşılır.

Herhangi bir dalda önemli başarı göstermiş kişilerin hayatları incelenirse, onların, birçok talihsiz, cesaret kırıcı ve engelleyici durumla karşılaştıkları görülür. Önemli olan kötü bir olayla karşılaşmak değildir. Bu olaya nasıl baktığımız önemlidir. Eğer kötü durumdan ders alabiliyorsak, o kötü durum bize hizmet etmiş demektir.


İnsanların büyük çoğunluğu, kötü durumları başarıya çevirmeyi bilmezler. Hep şartlardan yakınırlar. Başarılı insanlar ise her olaydan ders alırlar. Başarısız oldukları zaman da üzülmezler; çünkü bundan ders almış olmak bile onlar için bir kazançtır.

Başarısız kişiler ise çoğu zaman başkalarının kendilerini engellediğinden söz ederek insanlardan faydalanma yoluna gitmezler. Üstelik onları kendileri için engel olarak görürler.

Unutmamalıyız ki, diğer insanlar başarımızı engelleyemez. Kendimizin gelişmesine en büyük engel yine kendimizizdir. Onun için kendimizi eleştirmeliyiz. Eğer kendimizde bir hata bulmuşsak üzülmemeliviz. Hatalarımızı, başarılarımızı sağlayan nedenlerden biri olarak ele almalıyız. Sözgelimi doktorlar, insan sağlığı için olumsuz durumlardan bile yararlanırlar. Bir hasta nedeni bilinmeyen bir şekilde ölmüşse, otopsi yaparak ölüm nedenini bulmaya çalışırlar. Böyle değerlendirilen bir ölüm olayı, diğer insanların hayatlarını kurtardığı için de faydalıdır. Demek ki kötü olarak nitelediğimiz her olay, ondan bir şey öğrenebildiğimiz sürece değerlidir.

Bir problem ne kadar zor olursa olsun mutlaka çözmenin bir yolu vardır. Bu inanışta olduğumuz zaman olumlu düşünceleri bir mıknatıs gibi çekeriz. Böylece olumlu enerjimiz artar. Problemin büyüklüğü önemli değildir, önemli olan bu zorluğu çözeceğimize inanmamızdır. Ayrıca problemin iyi tarafını görebilirsek hem problemi çözeriz, hem de başarı duygusunu tatmış oluruz. Savaş olmadan zafer olmayacağını unutmamalıyız.


Zülfikar Özkan

24 Eylül 2017 Pazar

Başarılı İnsanın Özellikleri-Düşünce Yapısı

Eylül 24, 2017
  Başarı, bir iş veya bir faaliyet sonucu elde edilen olumlu ve sevindirici sonuçtur. Başarılı insanlar, kendilerinin belirlediği amaçlara belli bir zaman diliminde ulaşırlar. Bu insanlar uyumlu ve doyumludur. Bu noktaya ulaşmak için öncelikle bir program yaparlar.



  Başarıya ancak belli bir programla ulaşmak mümkündür. Belli bir seviyeye ulaşmış mutlu ve başarılı kişiler, çok ender şikayet ederler. Onlar dış dünyada olup biten olaylarla veya başka insanlarla değil de kendi hedefleriyle ilgilenirler. Daha çok kendilerinin nasıl ve ne kadar değişmesi gerektiği üzerinde emek harcarlar.



Her insan başarılı olmak ister, ama çoğu kişi nasıl başarıya ulaşacağını bilemez. Başarılı olmak için büyük düşünmek ve hedef belirlemek şarttır. Belirlenen bu hedefe yaklaştıkça başarı duygusu yavaş yavaş hissedilir. İşte bu durum kişiyi daha üst hedeflere ulaştırır.

Başarıyı düşünen zihin başarı programı yapar. Eğer başarısızlık üreten düşünceler harekete geçiyorsa bir program yoktur demektir. Yetenekleri doğrultusunda çalışan kişi bahanelerle uğraşmaz. Sahip olduğu şeyleri en iyi şekilde kullanmanın ve onlardan büyük ölçüde fayda sağlamanın yollarını araştırır. Bu özelliklere sahip insanları gözlemlediğimizde, onların hem iç başarıya, hem de dış başarıya sahip olduklarını anlarız.

İç başarı, bir insanın, sağlıklı duygu, düşünce ve davranışlar sergilemesidir. Ruh halini güzelleştirmek için yapılan çabalar insanı iç başarıya götürür. Öfkeyle dolu bir baba, çocuklarını kırmamak için kendini kontrol altına alabilirse iç başarıya ulaşmış olur.

Dış başarı ise başkaları tarafından gözlemlenebilen ve ölçülebilen çabalar sonucu ulaşılan kazançlardır. Daha üst bir gelir seviyesine ulaşma faaliyeti, şöhrete kavuşma, makam sahibi olma, üniversite mezunu olma, doktora derecesi alma, bir derneğe kendi isteğiyle başkan seçilme, arzu edilen bir partide üst düzey bir göreve gelme dış başarıya örnektir.

Ne yazık ki insanların çoğu iç başarıyı ihmal etmektedirler ve ancak dış başarıya ulaştıktan sonra içlerindeki boşluğu fark edebilmektedirler. Bu boşluğu fark ettikleri zaman iç başarıyla dış başarıyı dengelemeye çalışırlar, ama bu konuda sayısız ihmalleri olduğu için de denge kurmada çok zorlanırlar. Bu yüzden başarı ve mutluluk için böyle bir denge kurmak şarttır.

Zülfikar Özkan

23 Eylül 2017 Cumartesi

Mutluluğa Programlanmak

Eylül 23, 2017
Mutluluğa inanmayan bir insanın mutlu olması imkansızdır. O yüzden insanın kendini mutlu olacağına inandırması, şartlandırması ve programlaması gerekir. Örneğin, samimi ilişkiler kurmaktan kaçınanlar, evlenmeyi sevmeyen ve gülmeyi unutmuş trajik karakterli insanlar mutluluğa inanmazlar ve bu yüzden de mutlu olamazlar.



Aslında mutsuz insan, yanlış yöne bakan insandır. Bir insanın mutlu olabilmesi için her şeyden önce bakışlarını kendi içine çevirmesi gerekir. Her ne kadar dış şartlar mutlu olmamıza engelmiş gibi görünseler de, düşünen insan, mutluluğun bir "tavır meselesi" olduğunu anlamakta gecikmeyecektir.



Unutmamak gerekir ki, olumlu düşünceler beden kimyasını bile iyi yönde değiştirebilmektedir.

Epictetos, "Tanrı, bütün insanları mutlu olmaları için yaratmıştır, talihleri ters gidiyorsa kendi yanlışları yüzündendir" der.

Montaigne ise daha öğreticidir: "Çağımızda yüzlerce işçi, yüzlerce çiftçi gördüm ki üniversite rektörlerinden daha bilge ve daha mutluydular ve ben daha çok onlara benzemek isterdim."

 

Zülfikar Özkan

 

20 Haziran 2017 Salı

Ertelemek Nedir? Ertelemenin Nedenleri

Haziran 20, 2017

Ertelemek Nedir?


  İnsanların davranışlarını olumsuz etkileyen büyük bir sorun ve zaman tuzakalrının en yaygın olanı, yapılacak işleri erteleme alışkanlığıdır. Herkes zaman zaman br eşyleri erteler. Sorun ertelemenin ne kadar sık ve ne kadar uzun süre ertelendiğine bağlı olarak ortaya çıkar.


Çalışmalarına başlamakta gecikiyor musun?


Çalışmalarını tamamlamakta gecikiyor musun?


Çalışmalarını tamamlamak için son dakikayı mı bekliyorsun?


Randevularına sıkça gecikir misin?



Ertelemenin Nedenleri


Ertelemenin temelde 2 nedeni vardır:


Endişe ve bararısızlık korkusu: yetersiz bulunma ve öz güvenin zedeleneceği endişesi.


Sıkıntıya gelememek: çok çalışma, rahatsız edici duygular, engeller, can sıkıntısı, keyif vermeyen işler, zorluklar vb. karısında gösterilen tolerans düşüklüğü. Bu işlerden ya tümüyle kaçınmak, sürekli ertelemek ya da başlayıp devamını getiremeden vazgeçmek.


Tepkisel kızgınlık: önemli bir şeyleri geciktirerek birisine duyulan kızgınlığı ifade etmek. Otoriteye duyulan tepki. Birisinin sana ne yapman gerektiğini söylemesine duyulan tepki.


  İnsanlar en çok iki alanda işleri ertelerler: kendini geliştirme ve bireysel sorumluluk.


  Kendini geliştirmek kapsamında, maçaları gerçekleştirmek, iş ya da kariyer değiştirmek, yeni partner aramak, sosyal yaşama heyecan katmak, bireysel gelişim eğitimleri almak, kitap okumak vb. vardır.


  Bireysel sorumluluk, ev bakımı, faturaları zamanında ödemek, e-postalara zamanında yanıt vermek, arabayı tamir ettirmek, egzersiz yaparak sağlığını korumak, ailene zaman ayırmak gibi şeyler hayatı orta ve uzun vadede kolaylaştıran alanları kapsar.



Şunları hatırla:


Bu işler kendi kendine olmayacak.


İlham ve motivasyon kendi kendine gelmeyecek.


Gecikmiş olmak sorumluluğu ortadan kaldırmayacak.


Son dakikada en iyisini yapmayacaksın.


19 Haziran 2017 Pazartesi

Hayır! diyebilmek

Haziran 19, 2017
Hayır! Diyebilmek

Uzun, orta ve kısa vadeli hedefler ile öncelikleri belirliyor musun? Ulaşmak istediğin amaç ve hedefler için eylem plan yapıyor musun? Bunları gerçekleştirmek için yapılacaklar listesi hazırlıyor musun? Hayır diyebiliyor musun?



‘’Hayır’’ demeyi başaramazsak işlerin asla sonu gelemez. Planlar uygulanamaz. Oysa çevremizdekileri kırmadan onlara ‘’hayır’’ demenin bazı yolları var:

Karşındakine o anda yapıp yapamayacağını bildirebilirsin. ‘’Şu anda çok meşgulüm, bu konuya zaman ayırmam mümkün değil’’ diyebilirsin.

Hayır diyememek, ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duymaktan, onay ve sevgiyi kaybetme korkusundan, iyi insan olma imajını korumaya çalışmaktan ya da özgüven düşüklüğünden kaynaklanır. Bedeli ise sömürülmektir.

Nil Gün

18 Haziran 2017 Pazar

Bireysel Özgürlüğün Anahtarı: ÖZ DİSİPLİN

Haziran 18, 2017
Bireysel Özgürlüğün Anahtarı: Öz Disiplin

Çoğumuz bir şeyi bilmek ile yapmak arasındaki farkı deneyimlerimizden biliriz. İkisinin arasındaki köprünün adı ‘’Öz Disiplin’’dir. Ve çoğumuz o köprüden geçemeyiz. Rüyalarını gerçekleştiren kişi ile hayalde yaşayan kişi arasındaki farkın adı öz disiplindir.

Öz disiplin kısaca o an içinden gelmese bile havanda değilsen bile yapılması gerekeni yapabilmektir. Ertelemek, keyfe keder yaşamak, kolayı seçmek, kendine verdiği sözleri tutmamak nedeniyle çoğu insan bu köprüyü geçemiyor. ‘’Yapmak istiyorum ama…’’ ile ‘’Şuna rağmen yaptım.’’ Arasındaki farkın adı öz disiplindir.

Öz Disiplinin Kaynağı İçimizdedir

Her birimiz onu kendimiz bulmak zorundayız. Potansiyelimizin kilidini açacak ve hayatımıza kalite verecek olan sadece biziz. Anahtarın adı; öz disiplin.  Öz disiplin, içimizde ancak yaşamımızın sorumluluğunu aldığımız ölçüde çıkar, hayatımızı kolaylaştırır ve keyifli hale getirir. Koşulların mahkumu olduğunu düşünen ya da başarısızlıklar için başkalarını suçlayan insanlar, içlerinde çıkmak üzere bekleyen bu harikulade gücün nimetlerinden asla yararlanamazlar.

İrade gücü ‘’isteme gücü’’dür. Genellikle bir şeyi çok güçlü bir şekilde istiyorsak, bunun için gerekli olan disiplini de buluruz.

Nil Gün

16 Haziran 2017 Cuma

Hayatının Bilançosu

Haziran 16, 2017
Hayatının Bilançosu

75 yıllık bir ömrün;

24 yılı uyuyarak geçiyor,

14 yılı çalışarak geçiyor,

6 yılı yemek yiyerek geçiyor,

4 yılı öğrenerek geçiyor,

3 yılı toplantılara katılarak geçiyor,

2 yılı bizi telefonda bizi arayanlara ‘’geri dönerek’’ geçiyor,

7 yılı kişisel bakımla upraşarak ve alışveriş yaparak geçiyor,

6 yılı yollarda ve bir şeyleri bekleyerek geçiyor,

6 yılı organize olmadığımız için bulamadığımız şeyleri aramakla, hayır diyemediğimiz  için yapmak zorunda kaldığımız gereksiz işlerle, boş konuşmalarla zamanı ziyan ederek geçiyor.

Televizyona veya alışverişe dalmak, telefonda sohbet etmek, birlikte olmaktan hoşlanmadığımız insnalara gerektiğinden fazla zaman ayırmak önemli zaman hırsızlarıdır.

Zaman yönetimi, kıt bir kaynak olan zamanın en verimli şekilde kullanılması demektir.

Ancak birçoğumuz bu kıt kaynağı nasıl değerlendireceğimizi bilemeden harcarız. Gerçekleştirmek istediğimiz amaçlara ve başarılara sandığımızdan çok daha az azaman var. Kıt paranı boşa harcar mıydın? Yoksa elinde olan parayı en isabetli şekilde kullanmak için önceliklerini mi belirlerdin?

Zamanı kullanma tarzı insnaın kendi denetimi altındadır. Hayatta başarıya ulaşmak için, zamanımız olduköça azdır. Zamanı verimli kullanmak, meşgul görünmek değil, zamamnı amaçlarımızı gerçekleştirmeye yöneklik faaliyetler yaparak değerlendirmektir.

Bir insanın zaman yönetimi konusundaki başarısının ölçüsünü düzenli olarak egzersize ve kitap okumaya zaman ayırıp ayırmadığından anlayabilirsin. Kendi sağlığına ve bireysel gelişimine zaman ayırmayan insanın hayatı nasıl kaliteli olabilir, verimliliği ne kadar yüksek olabilir?

Nil Gün

6 Haziran 2017 Salı

Alışkanlıkları Değiştirmek İçin

Haziran 06, 2017
Sonuçlardan memnun değilsen alışkanlıklarını değiştirmen gerekiyor. Kendine şu soruyu sor: Bugün yaptığım şeylerin aynısını yapmaya devam ederek, istediğim sonuçları elde edebilir miyim?



  Bizi engelleyen bir alışkanlığı bizi geliştiren bir alışkanlıkla değiştirmek için atılacak adımlar:

Değiştirmek istediğin alışkanlığın adını koy.(tanımla).

Bu alışkanlığı hangi durumlarda ve hangi davranış bağlantılarıyla sürdürdüğünün farkında ol. Düşünce ve inançlarına dikkat et. Bu düşünce ve inanç kalıpları seni istediğini söylediğin değişimden alıkoyabilir. Ne yaptığını, ne zaman yaptığını, neden yaptığını daha net bilirsen, sana zarar veren alışkanlıkları değiştirmen o kadar kolay olur.

Kazanmak İstediğin Yeni Alışkanlığı Dikkatle Tanımla

Her yeni alışkanlık için bir aksiyon planı geliştir. Kendine dürüst ol. Değişimi hayata geçirmek için gereken tüm bilgileri topla. Kendini yeni alışkanlığı uygularken imgele. Aksiyon planının gerçekçi olmasına özen göster ve uygulamaya HEMEN başla.

Yeni Davranışı Benimseyerek Uygulamaya Başla

Yakınındaki insanlara kazanmak istediğin yeni alışkanlıktan bahset. Kendine yeni alışkanlığını kazanacak bir rutin yarat. Çoğu insan yeni davranışı arada bir uygular, bazıları yeni davranışı çoğu zaman uygular, çok az insan yeni davranışı sürekli uygular. Yeni alışkanlıklar düzenli ve ısrarlı uygulamaların sonucu olarak kazanılır.

Seni eski davranışlarına döndürecek baştan çıkarıcı durumlarla sık sık karşılaşacaksın. Bu durumlarda prim vermeden kendini durdur.

Nereden Başlayacağını Tespit Et

Genel olarak insanların çoğu, güçlü yönlerine değil zayıf yönlerine odaklıdır. Oysa güçlü yönlerimizin değerini bilmemiz bize harikulade bir motivasyon kaynağıdır. Güçlü yönlerin neler? Kendindeki en güçlü beş özelliği tespit et.

Güçlü yönlerini hatırlamak sana kendini iyi hissettirir.

Sonra kendine 3 soru sor:

  1. Nerelerde gelişmelisin? Zayıf yönlerini, gelişme fırsatları olarak gör.

  2. Hayatının kalitesini arttırmak için gelişmeye ihtiyaç duyduğun hangi yönlerine öncelik vermen gerekiyor?

  3. Hangi zayıf yönlerini kolaylıkla kontrol edebilir ve değiştirebilirsin?

Birçok alışkanlığı aynı anda değiştirmeye çalışmak yerine hayatında en önemli etkiyi yapacak olandan başla. Şu andaki alışkanlıklarını bir günde kazanmadın. Her şeyi bir günde değiştirmeyi de beklemiyorsun herhalde.

Nil Gün

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Hayata ve İnsanlara Güvenmek

Mayıs 27, 2017
Hayata ve İnsanlara Güvenmek

  1. Her şey değişir ve sona erer.

  2. İşler her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir.

  3. Hayat daima adil değildir.

  4. Acı hayatın parçasıdır.

  5. İnsanlar hep sevecen ve sadık değildir.


Bu beş gerçek, hayatta klarşımıza çıkan zorluklar, ihanetler, plansızlıklar karşısındaki duruşumuzu belirlemede büyük rol oynuyor.



Her insanın, belirli bir oranda güvenme ihtiyacı vardır. Senin bana güvenme ihtiyacın beni güvenilir bir insan kılmaz. Ya da senin güvenenememe özelliğin beni güvenilmez bir insan haline getirmez.

‘’Ben ona çok güvenmiştim ama beni hayal kırıklığına uğrattı. ‘’ O, senin ona güvenmen için ne yaptı? Hangi koşullarda, ne yaptı da güvendin? Birçok güvenilmezlik ipuçları verdi de görmezden mi geldin? İhtiyacın doğrultusunda kendini mi kandırdın? Ya da ‘’Ben ona güvenirsem, güvendiğim için kendisinden utanır ve beni aldatmaz.’’  Mı dedin?

Eğer sen hayata dair gerçekleri yadsıyorsan, bunlarla barışamıyorsan, bunlarla barışamıyorsan, bunları kabullenemiyorsan, o zaman hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor.

Nil Gün

19 Mayıs 2017 Cuma

Nefes Egzersizi

Mayıs 19, 2017


  • Kendinize rahat bir pozisyon bulun; oturarak da olabilir, uzanarak da.

  • Kollarınızı veya bacaklarınızı çapraz olarak kavuşturmayın. (Kol ve bacakları çapraz olarak kavuşturmak, fiziksel gerilim yaratır.)

  • Bir elinizi midenize, göbeğinizin hemen üzerine koyun.

  • ama gerilim noktalarınızı kontrol edip buraları bilinçli olarak gevşetin; dişlerinizi sıkmayın, omuzlarınızı düşürün, ellerinizi açın.

  • Gözlerinizi kapayıp vücudunuzun sandalye veya yataktaki konumunun farkına varın. Bir an için kafanıza yoğunlaşın, ardından kollarınıza, gövdenize ve bacaklarınıza.

  • On kez nefes alıp verecek kadar bir süre nefes alıp verişinizi dinleyin. Hiçbir şey yapmayın. Hızlı veya yavaş solumanız önemli değil, sadece dinleyin.

  • Şimdi daha derin nefesler alın. Nefes aldıkça soluğunuzun karnınıza dolduğundan emin olun. Eğer doğru yapıyorsanız karnınız şiştikçe karnınızda tuttuğunuz elin de yükseldiğini göreceksiniz. Siz soluk verdiğinizde, karnınız da sönecek ve eliniz aşağı inecek.

  • On kez karnınıza kadar derin nefes alın. Her keresinde beşe kadar sayıp nefesinizi bırakın.

  • Nefes alıp vermenizi normale getirin.

  • Tüm adelelerinizi yavaşça sıkıştırıp geriliminizi düşürdükçe gözlerinizi açın. Fiziksel olarak sakinleştiğinizi hissetmelisiniz.


SORUNLAR ÇIKTIYSA


Nefes aldıkça karnınızın şişmesinde zorlanıyor musunuz?

Gözleriniz açıkken kaslarınızı kullanarak karnınızı şişirmeye çalışın. Elinizi midenizin üzerinde tutup bunun nasıl bir duygu olduğunu anlayın. Şimdi adelelerinizi kullanarak karnınızı şişirmekle soluk almanızı birleştirin.

Son olarak sadece nefes alıp soluğunuzun karnınızı itmesini sağlayın.

Egzersizin sonunda kendinizi gevşemiş hissedemiyor musunuz? Bir şey için fazla endişeli misiniz?

Sorunlarınız egzersize müdahale edip yoğunlaşmanızı zorlaştırabilir. Bu normaldir. Size müdahale eden bu düşüncelere direnmeyin. Sadece kendinize şunu söyleyin: ''Tamam-Bir şeyin beni endişelendirdiğini hissedebiliyorum. Egzersizimi bitirir bitirmez aynı konuda endişelenmeye devam edeceğim. Şimdi kaldığım yerden egzersizimi sürdüreyim. ''

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Korkular Neden ve Nasıl Kalıcı olur?

Mayıs 06, 2017
Korkular Neden ve Nasıl Kalıcı Olur

Çocuklar duygularının, coşkularının aşırı, bilişsel işlevlerinin az, deneyimlerinin, gözlemlerinin, bilgi birikimlerinin yetersiz, gerçekle bağlantılarının eksik olması nedeniyle duygularını, gördüklerini gerçekçi biçimde değerlendiremezler. Bunları abartarak, çarpıtarak, saptırarak, süsleyerek algılar ve korkulu sonuçlar çıkarırlar.

korkular_neden_ve_nasıl_kalıcı_olur

Çocukların korkusunda annenin, babanın, çevrenin, ninenin, dedenin büyük etkisi vardır. Korku bir baskı, denetim, disiplin, eğitim, engelleme erteleme aracı olarak kullanıldıkça çocuğun duygulanımları arasında etkili ve önemli izler bırakır.

İdrarını ve dışkısını denetleyemeyen söz dinlemeyen, yemek yemeyen, uyumayan çocuğun, cadı, büyücü, hayalet, hortlak, cin, peri, öcü, dev gibi gerçekdışı masal ögeleriyle ya da hekim, iğneci, polis, bekçi gibi kişilerle, köpek, kedi, yılan gibi hayvanlarla korkutulması kısa bir zaman için çocuğun denetim altına girmesinde yararlı olur. Ancak bütün bu tür yaklaşımlar yaşam boyu çocukta etkisini sürdürecek korkuların tohumlarını atar, böyle korkutmanın sık sık kullanılması ve sürekli olması bu tür korkuların filizlenmesine, büyüyüp gelişmesine neden olur.

Prof. Dr.Özcan Köknel

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Uzun ve Doyumlu Bir Yaşam İçin

Mayıs 01, 2017
Uzun Yaşamak İçin Öneriler

  Uzun ve doyumlu bir yaşam sürdürmek için yaşantımızdaki bazı alışkanlıklarımızı ve düşünce yapımızdaki olumsuzlukları ortadan kaldırmamız gerekir.

uzun_ve_mutlu-bir_yasam_icin

Aşağıdaki genellenmiş maddeleri hayatınıza uygulayabilmek için neler yapmanız gerektiği konusunda ufak bir liste hazırlayabilir, hayatınızı daha kaliteli bir hale getirebilirsiniz.

  1. Sakin bir insan olmak.

  2. Manevi yaşama önem vermek.

  3. Üzülme alışkanlığından vazgeçmek.

  4. Aylak aylak gezmeyip daima yapacak bir iş bulmak.

  5. Her şeyi ılımlı bir şekilde karşılamak.

  6. Az ve basit şeyler yemek.

  7. Yaşamdan daima zevk almak.

  8. Erken yatıp erken kalkmak.

  9. Üzüntü ve korkudan uzak durmak. Özellikle ölüm korkusnuzu akla bile getirmemek.

  10. Hep sakin olmak ve yaradana inanmak.


 

22 Nisan 2017 Cumartesi

Kendi Değerini Biliyor musun?

Nisan 22, 2017
Kendi değerinizi bilmeniz, duygusal sağlığınızın temelidir ve bir kez moraliniz yüksek oldu mu öbür sorunlar kendiliğinden hallolur. Bir düşünün; kendinize değer verdiğiniz zaman kendi ihtiyaçlarınızın da önemli olduğunu düşüneceksiniz, yaşamınızda ters giden bir şey olduğunda bir çözüm arayacaksınız çünkü buna değeceğini düşüneceksiniz.

Patronunuz başa çıkamayacağınız kadar iş yüklerse, bunu ona söyleyerek reddedeceksiniz. Kendinize değer verince, sorunlarınızı öylece bırakmayacaksınız. Kendinize ve başkalarına saygı duyacaksınız. Kendiniz hakkında iyi düşüneceksiniz. Başarılarınız s,z, mutlu ederken, kendinizde eksik buldunuz yanları geliştirmeye çalışacaksınız.

Kendi değerinizi bilip bilmediğinizi görmek için aşağıdaki sorulara verdiğiniz yanıtları kontrol edin:

  • Birisi sizinle ilgilenmezken ve yalnızken kendiniz hakkında ne düşünürsünüz?

  • Kim olduğunuz sizi tatmin ediyor mu?

  • Kendi tarafınızda mısınız, yoksa kendinizin en kötü düşmanlarından biri misiniz?

  • Şu ana kadar yaşamınızla ilgili yaptıklarınıza baktığınız zaman mutlulukla mı doluyorsunuz, umutsuzlukla mı?


 

kendi_degerini_bilmek_icinMutluluğumuzun ciddi bir kısmı ; kendimizle ne kadar iyi geçindiğimizle, ihtiyaçlarımızın ne kadar farkında olduğumuzla ve içsel kaynaklarımızı ne kadar beceriyle kullandığımızla ilgilidir. Ancak en önemli soru yine de şudur: kendinizi herkes kadar değerli buluyor musunuz?

Kendimizi sevmemiz için pek çok neden olabilir. Bazılarımızın ötekilerden daha güvenli doğduğu doğruysa da, kendini sevmemek genellikle yaşamın ilk yıllarında kendini sevmeyenlerden öğrendiğimiz bir deneyimdir. Mutlu ve tatminkar insanlar durmadan başkalarını eleştirmezler. Bir an durun ve kendinize, ‘’başkalarından daha değersiz olduğumu nereden öğrendim?’’ diye sorun. Bir ebeyevn, bir akraba, öğretmen ya da eşten mi? Sizin hakkınızdaki değerlendirmelerin ne kadar güvenilir olduğunu bir düşünün. Bu insanlar ne kadar bütün, başarılı ya da mutluydu? Siz büyüdükten sonra onlar hakkında ne düşündünüz?

Kendimiz hakkındaki görüşümüzü çarpıtan yalnızca başkaları değildir. Bazen bir başarısızlığa uğrarız ve daha iyisini beceremediğimiz için kendimizi suçlarız. Kendimizi suçlamaya devam ettikçe kendi değerimizin farkında olma potansiyelini de azaltmış oluruz.

Vera Peiffer

Duygusal Sağlık

Nisan 22, 2017
Duygusal Sağlık

Son birkaç yıldır, genel sağlığımızın bir parçası olan duygusal sağlığın ne denli önemli olduğunu anladık. Bugünlerde fiziksel hastalıkların yüzde yetmişi psiko-somatik nitelikte. Yani bu hastalıkları yaratan ya da tetikleyen ruhsal etmenler söz konusu. Anksiyete ve depresyon en bilinen duygusal sorunlardan olup fiziksel rahatsızlıklara neden olmaktadır.

Bugün insanların duygusal sorunlardan daha fazla yakınmalarının pek çok nedeni var. Bir tanesi, hepimizin bildiği gibi, daha fazla stres sahibi olmamız. On, on beş yıl önce anksiyeteden bahsetmek, kendine fazla toleranslı davranmak anlamına gelirdi. Şimdi bu sorun yalnızca hasta değil , doktorlar tarafından da çok daha ciddiye alınmakta.

duygusal_saglik

Beden ve zihin birbiriyle yakın ve anında iletişim içindedir. Zihin açısından travmatik olan bir şeyin beden üzerinde de etkisi vardır.  Beden; ameliyat, kaza ya da beslenme yetersizliği gibi bir nedenle baskı altındaysa bunun zihin üzerinde de etkisi olacaktır. Fiziksel olarak sürekli rahatsızlık çekiyorsanız, derecesi ne olursa olsun, moralinizi bozacaktır. Örneğin, baş ağrısı… başınız ağrırken dikkatinizi yaptığınız işe veremez ve daha fazla hata yaparsınız. Bu sizi üzer ve hayal kırıklığına uğratır.

Aynı biçimde yaşamla ilgili bir durum canınızı sıkarsa; örneğin, iş yerinde zor bir müşteriyle uğraşmışsanız  ve sizi yormuşsa bu, baş ağrısı biçiminde fiziksel bir belirti yaratabilir.

Vera Peiffer

16 Nisan 2017 Pazar

Bedenine Oksijen Girmesini Sağla

Nisan 16, 2017
Bedenine Oksijen Girmesini Sağla

İster uyanık olalım ister uyuyalım, gece gündüz sürekli soluk alırız. Soluk almak doğal bir olaydır ve çok hızlanmadığı sürece hiç dikkatimizi çekmez. Üzülünce, koşunca, korku ya da panik atak yaşayınca soluğumuz hızlanır.

Bedenine Oksijen Girmesini Sağla

Soluk alma biçimimiz, kişilik tipimiz ve geçmiş deneyimlerimizce belirlenir. Korkarak ya da sinirlenerek çok zaman geçiren biriyseniz, otomatik olarak çok sık soluğunuzu tutarsınız, üstelik asıl stres kaynağı ortada olmasa da bunu yaparsınız. Beden stresli zamanlarda bazı gerilim modelleri öğrenmiştir ve ne olur ne olmaz’ diye bu modele uyar. Yeterince düzenli soluk almazsanız, beyninize yeterince oksijen gitmez ve en etkin biçimde düşünemezsiniz. Böylelikle daha kolay hata yapar, daha fazla kaygı duyarsınız… kısır döngü.



Soluk Alıp Verme Alıştırması

  • Gözlerinizi kapatın ve soluğunuzu

  • Soluk alınca bedeninizin yükseldiğini, verdikçe söndüğünü

  • Bir elinizi göbeğinizin üzerine, karnınıza koyun. Her soluk alışınızda bu bölgenin yükseldiğinden emin olun, soluk verirken insin. Böylece doğru soluk alıp vermiş olursunuz.


Günde birkaç kez doğru solup alıp verdiğinizi kontrol edin. Yıllarca yanlış soluk alıp vermiş olsanız bile, düzeltmek için kendinizi ‘eğitebilirsiniz.’