Arkadya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2017 Çarşamba

Öksüzler Treni - Christina Baker Kline

Aralık 27, 2017
 Herkese selamm :) Arkadya yayınlarından çıkmış olan Öksüzler Treni kitabını yorumlayacağım. Sıkıcı bir kitap değildi ama nedenini anlayamadığım bir şekilde elimde sürünen, bir iki hafta içerisinde ancak bitirebildiğim, araya başka kitaplar sıkıştırdığım bir kitaptı. Arkadyadan okuduğum hiçbir kitapta böyle hissetmemiştim daha önce; hepsi aşırı sürükleyici ve en fazla 2 günde biten kitaplardı. Bu yüzden öksüzler treni beni biraz şaşırttı. Neyse, konudan biraz bahsedip genel yorumlarımı ayrıntılı olarak yapayım. 



Kitabın Adı: Öksüzler Treni

Yazarı: Christina Baker Kline

Çevirmen: Duygu Parsadan

Yayınevi: Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 368


Konu

Kitapta 2 ana karakter var; birisi 16 yaşında, koruyucu ailesiyle yaşan ve problemleri olan 16 yaşındaki Molly. Diğer ana karakter de çok yaşlı bir kadın olan Vivian. Molly, kütüphaneden kitap çalmaya teşebbüs ettiği için toplum hizmeti cezası alıyor ve yaşlı bir kadının çatı katını temizlemesine yardım ederek bu cezayı tamamlayabileceği bir fırsatla karşılaşıyor. Kitapta Molly'nin günümüzde yaşadıkları ve Vivian'ın çocukluğundan itibaren yaşadıkları bölüm bölüm anlatılıyor.

 Vivian, daha küçücük bir kız çocuğuyken öksüz kalıyor ve onun gibi binlerce öksüz çocuğun evlat edinilmek üzere yolculuk yaptıkları bir trende yolculuk etmek zorunda kalıyor. Verildiği ailelerde açlık, sefalet, taciz, şiddet gibi zorluklarla karşılaşıyor. Ama hayatı bir şekilde değişiyor ve yıllar sonrasında Molly'e bu zorluklarla dolu hayatını anlatıyor.


Genel Yorumlarım

Konusu ilginç ve sürükleyici gibiydi ama bence daha çok zenginleştirilebilirdi. Anlatımından mı konusundan mı bilmiyorum ama ben biraz sıkıldım okurken. Belki de araya zaman koyarak parça parça okuduğum için böyledir.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Umut Mevsimi - Darien Gee

Ekim 23, 2017

 Merhabalar! :) Darien Gee'yi Dostluk Ekmeği kitabıyla tanımıştık hepimiz. Avalon kasabasında yaşamakta olan birkaç kadının derin ve duygusal yaşantılarını anlatan sıcacık bir romandı dostluk ekmeği.





Yazar: Darien Gee
Çevirmen: Esra Yüksel
Yayınevi: Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 600

Dostluk Ekmeği'nin devamı niteliğinde olan ve yeni karakterlerle bezenmekle kalmamış, önceki kitaptan tanıdığımız karakterlere de yer verilmiş. Şimdi kısaca konusundan bahsedelim.

Bettie Shelton, Avalon kasabasında yaşayan kadınların katılımcısı olduğu Koleksiyon Defteri Hazırlama Derneğini kurmuş, neşeli ve hayat dolu bir kadındır. Dernek üyeleri belirli aralıklarla bir raya gelir ve kendi tarzlarına göre hazırladıkları defter sayfalarına istedikleri fotoğrafları yapıştırarak ya da notlar alarak, hatıralarını ölümsüzleştirdikleri bu koleksiyon defterlerini oluşturur ve fikir paylaşımlarında bulunurlar.

Isabel, kocasını trafik kazasında kaybetmiş bir kadındır. Kocası Isabel'i başka bir kadın için terk etmiş ve o kadından bir de çocuk yapmıştır. Çocuk sahibi olmayan Isabel bu duruma çok fazla içerlemiş ve üzülmüş bir durumdadır. Kocasının sevgilisi olan Ava ve çocuğu ile kasabada karşılaşınca da ne yapacağını şaşırır. Onlarla yüz yüze gelmek istemese de birçok kez karşısına çıkarlar...

Yvonne kasabaya yeni taşınmış olan, kasabadaki tek kadın tesisatçıdır. Yvonne, bir tesadüf eseri Isabel ile çok yakın arkadaş olur. Ve içinde sakladığı birçok sırrı, herkesten gizlediği geçmişini onunla paylaşır. Birçok gerçek su yüzüne çıkar.

Frances ise 3 oğlu ve kocasıyla huzurlu bir yaşam sürdürmektedir. Frances ve kocası, hep özlemini çektikleri kız çocuğuna sahip olmak için evlat edinmeye karar vermişlerdir. Fakat Çin'den evlat edinecekleri küçük kızın bazı sağlık problemleri vardır ve birçok başka sorunla da karşı karşıya geleceklerdir.



Şu anda aklıma gelmeyen birkaç karakter daha vardı. Yani anlayacağınız, bol karakterli, akıcı bir kitaptı Umut Mevsimi. Kafa dağıtmak ve günlük hayattan uzaklaşmak için okunacak kitaplar listesine alınabilir.

Ben yazarın tarzını, Debbie Macomber'ın stiline çok benzettim. Ama instagram üzerinden paylaşmış oldığum resmin altında da belirttiğim gibi, bu tarzda yazmaya başlayan birçok yazar ortaya çıkmış olsa da Debbie'nin yerini hiçbiri tutamaz ve Küçük mucizeler Dükkanı serisinin verdiği keyfi hiçbiri veremez...  :)

Altını Çizdiklerim


Sırf yolda yürürken ayağın küçük bir taşa takıldı diye yürümekten vazgeçemezsin. (sf 414)

 

12 Ocak 2017 Perşembe

Mart Menekşeleri - Sarah Jio

Ocak 12, 2017

Mart Menekşeleri kitabını ilk kez çok uzun zaman önce görmüştüm kitapçıda. Merak etmiştim; ama okumak şu günlere nasip oldu. : ) Kısaca konusundan bahsedip genel yorumlarımı yazacağım.


Kitabın Adı: Mart Menekşeleri


Yazarı: Sarah Jio


Çeviri: Nihan Giray


Yayınevi: Arkadya


Sayfa Sayısı: 336


Baskı Yılı: 2012


sarah_jio_mart_menekseleri_kitap_yorumu


kitap


Konu


  Ünlü bir yazar olan Emily, kocası Joel tarafından aldatılır ve terk edilir. Emily, büyük yengesi Bee’nin daveti üzerine Bainbridge adasına gider. 1 ay kalıp dinlenmek ve duygusal yaralarını iyileştirmek ister. Bee yengenin evinde yıllardır kullanılmayan bir odada kalmaya başlar ve çocukluğunda çokça vakit geçirmiş olduğu adanın keyfini çıkarır.


  Ve bir gün, kaldığı odadaki çekmecede eski bir günlük bulur ve okumaya başlar. Geçmiş yıllara dair aile sırlarını, en yakınında olan ve aslında hiç tanımadığı insanlara ait gizli gerçekleri keşfeder ve günlüğünü okuduğu kadının yaşamındaki birçok şeyin, kendi yaşantısına nasıl yansımış olduğunu anlar.


kitap


Genel Yorumlarım


  Yine elimden bırakamadığım ve bir çırpıda bitirdiğim, sağlam kurgulu bir Sarah Jio romanı… etkileyici karakterler, duygusal sahneler, yapboz parçaları gibi okudukça yerine oturan karmaşık olaylar zinciri ile gerçekten etkileyici bir kitaptı. Son sayfalarda öyle çok şaşırdım ki, on dakika etkisinden kurtulamadım diyebilirim. : )


 

8 Ocak 2017 Pazar

Son Kamelya - Sarah Jio

Ocak 08, 2017
  Yine bir Sarah Jio romanıyla karşınızdayım! :) İlk çıktığı zamandan beri merak ediyordum ve sonunda okumak nasip oldu. Yine her zamanki Sarah Jio tarzı; geçmişten ve gelecekten 2 kadın, onların kesişen, duygulu, etkileyici hayat hikayeleri...

son_kamelya_kitap_yorumlari_sarah_jioKitabın Adı: Son Kamelya

Yazarı: Sarah Jio

Çeviri: Ayhan Ece Şirin

Yayınevi: Arkadya

Sayfa sayısı: 345

 

kitap

Konu


Flora Lewis, geçmişte yaşamış olan karakterimiz. Sahibi oldukları fırının işlerinde anne babasına yardım eden bir genç kız. Ama yine de durumları kötü ve borçları var; üstelik anne babası oldukça yaşlı.

Bir fırına gelen bir müşteri, Flora'ya bir iş teklifinde bulunur. Livingston köşküne dadılık yapmak için gidecek ve bu süre içinde, çok değerli bir çiçek olan bir kamelya türünü araştırıp bunu bildirecek. Yani çiçek hırsızlığına yardım etmiş olacak.

Flora bunu ilk önce çok olumsuz karşılasa da ailesinin ne kadar zor durumda olduğunu anlayınca işi kabul ediyor ve Londra'ya gidiyor.

Anneleri ölmüş olan 4 çocuğa ve evin sahibi olan Lord'a uzun süre alışamıyor ama işleri yoluna sokmanın yollarını bulmaya çalışıyor.

kitap

Günümüzde yaşayan karakter ise Addison Sinclair. Addison'un kocasının ailesi Livingston köşkünü satın almış. Addison ve kocası da köşke tatile geliyor. Uzun yıllardır burada hizmetçilik yapmakta olan Bayan Dilloway de hala burada yaşıyor.

Addison evi keşfederken birçok sırla ve tesadüfle karşılaşıyor, geçmişte kalmış çeşitli gizemleri ortaya çıkarıyor.

kitap

Genel Yorumlarım


  Sonnnnnn derece heyecanlı, sayfaların nasıl ilerlediğini anlayamadan bitirdiğim bir kitaptı Son Kamelya... Özellikle son kısımları daha da heyecanlıydı.

Karakterler gerçekçi, kurgu sağlam ve konu da oldukça ilgi çekici ve aksiyonluydu. :) Yanii şiddetle tavsiye ettiğim kitaplardan biri oldu Son Kamelya. Bu kitapla birlikte Sarah Jio'nun kalemine olan sonsuz güvenim arttı. Herkese iyi okumalar diliyorum...

kitap


Altını Çizdiklerim


Bu anıyı zihnimden atmaya çalıştım. Önümde duran güzelliğe odaklanıp, geçmişin çirkin yüzünü arkamda bırakmak istiyordum. (sf 153)


 

30 Ağustos 2016 Salı

Deniz Feneri koyu - Kimberley Freeman

Ağustos 30, 2016


Kimberley Freeman'ın Kır Çiçeği Tepesi kitabını daha önce okumuş ve burada yorumlamıştım. Beni çok etkileyen ve beklediğimden çok daha mükemmel ve zengin bir kitaptı. Deniz Feneri Koyu için de aynı şeyleri düşünüyorum. 


   Bu kitapta da yine günümüzde yaşayan bir kadın ve geçmişte yaşamış olan bir kadın arasındaki bağlantıları, olayları okuyoruz. 


Kitabın Adı: Deniz Feneri koyu_deniz_feneri_koyu_kitap_yorumu


Yazarı: Kimberley Freeman


Çevirmen: Duygu Parsadan


Yayınevi: Arkadya Yayınları


Sayfa Sayısı: 488


   Ana karakterlerimizden biri, 1901 yılında mutsuz bir evlillik yapmış olan İsabella Winterbourne. Diğeri de, uzun süredir birlikte olduğu evli bir adamın ölümüyle sarsılan ve yeni başlangıçlar yapmak isteyen Libby.


   İsabella, çok zengin olan Winterbourne ailesi üyelerinden olan Arthur Winterbourne ile evleniyor. Fakat yeni doğmuş bebeğini kaybedince, Arthur ile sorunlar yaşamaya başlıyor. Arthur, Isabella'nın bir türlü atlatamadığı acısını ve hislerini hiçbir zaman anlamıyor çünkü.


   Bir gün Isabella, kocası ile birlikte Avustralya parlamentosuna teslim edilecek çok değerli bir asayı götürmek üzere, uzun sürecek bir gemi yolculuğuna çıkıyor. Kötü hava koşulları yüzünden gemi batıyor ama Isabella kurtuluyor. Isabella, içinde o değerli asanın bulunduğu, kıyıya vuran sandığı da kendisiyle birlikte sürükleyerek günlerce ıssız adada yürüyor. Ölmek üzere olmasına rağmen umudunu kaybetmiyor. Sonunda bir deniz fenerine rastlayınca, bekçiden yardım istiyor. Yorgun bedenini ve ruhunu dinlendirmek için bir süre fenerde kalıyor. Deniz feneri bekçisi çok iyi davranıyor Isabella'ya.


   Yeni bir hayata başlamayı istese de Isabella yepyeni sorunlarla, acılarla başa çıkmak ve Winterbpurne ailesiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalıyor.

   Ve diğer ana karakterimiz, günümüzde yaşayan Libby. Yaşlı sevgilisi ölünce Libby, Paris'ten ayrılıp büyüdüğü kasabaya, Deniz Feneri Koyu'na geliyor. Ölen sevgilisinin onun için satın almış olduğu fener evinde kalmaya başlıyor. Burada, 1 asır önce batmış olan bir gemi hakkında araştırma yapmasını gerektirecek işleri çıkıyor. Bu yolla, 1 asır önce orada etkileyici bir hayat yaşamış olan Isabella'yla ilgili de bazı ilginç şeyler keşfediyor. Libby bir yandan gemi le ilgili araştırmalar yaparken ve sevgilisinin ölümünün acısını dindirmeye çalışırken diğer yandan da hep o kasabada yaşamış olan kız kardeşi ile arasındaki sorunlarla uğraşıyor.


kitap


  Farklı yüzyıllarda yaşamış bu iki kadının hikayeleri beni yine derinden etkiledi, hiç anlamadan bir baktım ki kitap bitmiş. Bir çırpıda okunan, elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap Deniz Feneri Koyu. Gerçekten çok heyecanlı bir kurgu ve olay zincirine sahip.  Kesinlikle tavsiye ediyor, yorumlarınızı da buraya bekliyorum. :) İyi okumalar...


kitap


Altını Çizdiklerim


Kendi kendine üzülmeyeceğini, her sabah güneş doğup gökyüzü aydınlandığı sürece üzülmenin anlamsız olduğunu söylemişti. (sf 331)


Çok fazla şey istiyordu. ve çok şey isteyenler, çoğu zaman her şeyi riske atacak kadar aptalca davranırdı. (sf 372)

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Kır Çiçeği Tepesi - Kimberley Freeman

Temmuz 25, 2016
Kitabın adı: Kır Çiçeği Tepesi

kir_cicegi_tepesi_kitap_yorumuYazarı: Kimberley Freeman

Çevirmen: Duygu Parsadan

Yayınevi: Arkadya yayınları

Sayfa sayısı: 540

Bestseller romanlara karşı birçok okuyucu önyargılı bakar; konularının basit, ve okumanın da zaman kaybı olduğunu düşünenler. Kır Çiçeği tepesi kesinlikle bu önyargıyı yıkacak nitelikte bir kitap. İnsanı derinden etkileyen, bazı yerlerde çok duygulandıran, bitirene kadar elimden bırakamadığım, harika bir romandı. 

Konusu şöyle. İki ana karakterimiz var: Beattie ve Emma. Yaklaşık 1 asır arayla yaşayan bu torun ve büyükkanenin hayat hikayelerini ayrı ayrı bölümler halinde okuyoruz.  Beattie, 20li yıllarda gençliğinin baharında olan bir kız. Aşık olduğu sevgilisi Henry'den hamile kalıyor. Henry aslında, pek sevmediği başka bir kadınla evli.

Beattie'nin evlilik dışı bebeğini  aldırma süresi  geçince mecburen ailesi öğreniyor. Ailesi eski zamanın bağnaz ve tutucu insanlarından oldukları için, Beattie'yi evde istemiyorlar. O da bebeğini doğurana kadar kalacağı, doğurduğu bebeği de bir aileye evlatlık vereceği bir kurumda kalmaya başlıyor. Fakat Henry onu buluyor ve birlikte Londra'ya kaçmak istiyor. Karısını terk etmişve aşık olduğu kadınla yeni bir hayat kurmak istiyor. Fakat işler Beattie'nin umduğu gibi gitmiyor...

divider_ribbon2

Diğer ana karakterimiz de Emma. Ünlü bir balerin, ama ayağını sakatladığı için bir daha bale yapamayacak. Bu durumdan dolayı çok umutsuzuğa düşüp hayat enerjisini yitiren Emma, ailesinin yaşadığı Avustralya'ya gidiyor. Ölen büyükannesinin ona bıraktığı çiftlik ve eski evle ilgilenerek oyalanıp acısını unutacağını düşünüyor. Büyükannesi Beattie bu eve mektuplarını, fotoğraflarını, hayatına dair her şeyi kutulayarak saklamış. Emma bu evi temizlerken, büyükannesiyle ilgili çok şaşırtıcı gerçekler ve sırlar keşfediyor.

Konu, bu çerçevede ilerliyor ve kesinlikle bitirene kadar elimizden kir_cicegi_tepesi_kimberley_freemanzor bırakıyoruz. Bir kadının çekebileceği acıları, zorluklara ve dayatmalara rağmen nasıl umuduğu koruyabildiğini görüyoruz ve karakterlerin yaşadıkları tüm duyguları kendi içimizde hissediyoruz. Fakat gözlemlerime şunu da eklemeliyim ki Beattie karakteriyle ilgili çıkardığım şey, yaşadığı birçok olumsuzluğun sebebinin duygulrını kontrol edememesi ve duyguları ile karar vermesi olduğuydu....

Yani bu sürükleyici kitaptan çıkarılacak birçok ders var. karakterlerin hayat tecrübelerini kendiniz yaşamışçasına hissedeceksiniz.

ayrac2
Altını Çizdiklerim

Dünyada iki çeşit kadın vardır, Beattie: Bir şeyler yapanlar ve kendisine bir şeyler yapılanlar. Sen ilki olmayı dene. (sf 45)

Bir kitabı bir kez okudun mu, sen ve o bir ömür boyu birbirinize ait olursunuz. (sf 76)

…Şimdiyse sahip olduğum tek şey gözyaşlarımdı ve onlardan son derece sıkılmıştım. (sf 86)

‘’Lucy,’’ dedi Beattie, ‘’üzgünüm tatlım, ama buradan çıkıp yürümeye devam etmek zorundayız.’’

‘’Neden?’’

‘’Çünkü işler sarpa sardığında,  güçlü insanlar yollarına devam ederler.’’ (sf 141)

Gözyaşları hiçbir zaman bizden izin almaz. (sf 278)

Yaşlı insanlar hakkında yapabileceğimiz en büyük yanlış, bir zamanlar onların da genç olduğunu unutmaktı. (sf 421)

22 Temmuz 2016 Cuma

Gündüzsefası-Sarah Jio

Temmuz 22, 2016
gunduzsefasi-kitap-yorumuKitabın Adı: Gündüzsefası

Yazar: Sarah Jio

Çevirmen: Duygu Parsadan

Yayınevi : Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 360

Baskı Yılı: 2014

Sarah Jio’nun okuduğum ilk kitabı olan Gündüzsefası’nın yorumuyla  karşınızdayım arkadaşlar. :)

Kısa sürede okuyup bitirdim; sürükleyici, heyecanlı, merak ettirici bir kurguya sahipti.

Hepinize  şiddetle tavsiye ettiğim  Gündüzsefası romanında, konu, ailesiyle ilgili bazı derin acıları unutabilmek ve biraz olsun yaslarını unutup hayata dönebilmek  için Tekneler Caddesi’ndeki yüzen evlerden
birini kiralayan Ada’nın yaşadığı olaylar ve kiraladığı evde bulduğu eski bir sandık çerçevesinde gerçekleşiyor.  evde bulduğu bu eski hatıra sandığını inceliyor Ada. Sandığın içindeki eşyalar, yıllar önce Ada’nın kiraladığı o evde yaşamış olan Penny’ye ait.   Ada, Penny’nin uzun zaman önce gizemli bir şekilde kaybolduğunu ve kasaba halkının da bu konuda konuşmamak için yemin ettiğini öğrenince Penny’nin geçmişini ve neden kaybolduğunu daha da çok merak ediyor, bazı araştırmalar ve çıkarımlar yaparak, kasabada yakınlaştığı insanlara sorular soruyor, Penny’ye ne olduğunu, neler yaşadığını öğrenmeye çalışıyor.

Ada bu araştırmasıyla oyalanırken yepyeni insanlarla tanışıyor, aşkı sorguluyor ve gerçekten de acılarının üstesinden gelmeyi biraz olsun başarabiliyor. Kitabın sonunda  hayretten ağzım açık kaldı; hiç beklenmedik gerçekler ve hatıralar su yüzüne çıkıyor ve aklımızın ucundan bile geçmeyecek bağlantılar la karşılaşıyoruz. Hoş bir kurgu, duygusal açıdan hissettirdikleri, heyecanlı olaylar ve farklı konusuyla Gündüzsefası kitabını kesinlikle herkese tavsiye ediyorum.  İyi okumalar…

ayrac2


---altını Çizdiklerim---

Küçük ve ucuz bir restoranda gece ikiye kadar nasıl oturduğumuzu hatırladım. Ve hayatın en güzel yanlarının, en karanlık anlardan doğduğunun nasıl farkına vardığımı da. (sf 129)

Yıllarımı mutluluğun peşinden koşarak geçirdim. Ama mutluluk büyümene yardım etmez. Bunu sadece mutsuzluk yapar. (sf 195)

O gün göldeyken, bir kuş gibi olmak istediğimi fark ettim. Beni dibe sürükleyen koşullardan fazlasıyla etkilenmeye bir son vermek istedim. Bu, bazı şeylerin yas tutmaya değmediği anlamına gelmiyor. Yasını tutman için yeterince zamanın oluyor. Bunu ben de yaşadım. Ama hayatımın ona göre şekillenmesine izin vermek istemedim. (sf 232)

Keşke birileri bunu bana uzun zaman önce söyleseydi. Küçük bir kızken, büyüyünce her şeyin mükemmel olacağını sanırdım. Ama benim için öyle olmadı. (sf 273)