Kişisel Gelişim-Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Gelişim-Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2016 Pazartesi

Mutluluk Kitabı - Nil Gün

Eylül 12, 2016




Son günlerde evdeki yoğunluklardan dolayı sadece kahveyle ayakta durabiliyorum geceleri. Neyse ki sonunda yazma fırsatı bulabildim. :) Nil Gün'ün daha NLP Zihninizi Kullanma Kılvavuzu kitabını burada yorumlamıştım. Nil Gün'ün youtube'daki videolarını da ara sıra izliyorum. özellikle de eşi ile birlikte sunmuş olduğu Sorun Ne? programı bana çok şey katıyor.İzlediklerimi üst üste defalarca izliyorum ya da dinliyorum. 



[caption id="attachment_555" align="alignleft" width="201"]mutluluk-kitabi-nil-gun-kitap-yorumu Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğunuz kadere, şanssızlığa ve talihsizliğe inancınız ölçüsündedir.[/caption]



Kitabın adı: Mutluluk Kitabı




Yazarı: Nil Gün




Yayınevi: Kuraldışı Yayınları




Sayfa Sayısı: 116


Nil Gün'ün Mutluluk Kitabı isimli ince eserini dün bitirdim. Hemen okunup bitirilebilecek, hiçbir kısmı sıkıcı olmayan, çok samimi bir dille yazılmış harika bir kişisel gelişim kitabı bu. Beklentilerimi karşıladı, ve yine birçok farkındalık ile kendimi zenginleştirebilmemi sağladı. Kişisel gelişime duyduğum ilgi ve merak daha çok arttı, bilgilerime de yeni şeyler eklemiş oldum.




   Mutlu olmaya, hayatımızı huzurlu bir şekilde sürdürebilmeye dair çok şey öğretiyor. ve bunları resmi, soğuk ve ciddi ya da samimiyetsiz bir şekilde iletmiyor. Tam tersine, sanki yazarın karşımdaymış ve kırk yıllık dost gibi sohbet ediyormuşuz gibi hissettim ben. Sohbet havasında yazılmış, sıcacık bir kişisel gelişim kitabı...

Altını çizecek birçok şey bulacağınıza eminim; öğrenilmesi gereken çok güzel düşüncelerle ve önerilerle dolu, defalarca okunması gereken bir kitap Mutluluk Kitabı. Şimdi alıntılara geçelim. Herkese iyi okumalar ve musmutlu günler diliyorum. :)


 divider_ribbon2

 Altını Çizdiklerim



Öğrenmeden geçirilecek zaman bana ziyan geliyordu. Öğrenmeyi; mümkün olduğu kadar çok öğrenmeyi kendime iş edinmiştim. Psikoloji, temel ilgi alanımdı. İnsanı çözersem, mutluluğun sırlarını da çözeceğime inanıyordum. (sf 9)




Duygusal ve zihinsel sağlığın için ihtiyaç duyduğun şey heyecan ve meraktır. Bildiğim bir şey varsa ölene kadar öğrenme açlığımın, yaşam heyecanımın ve merakımın süreceği. (sf 12)




Unutma! Kendi değerlerine göre yaşamazsan, başkalarının beklentilerine göre yaşarsın. O hayata da ''benim hayatım'' diyemezsin. (sf 14)




Kendini geliştirmek, baltanı bilemektir. Kendine zaman ayırıp, yaşamını objektif bir bakışla gözden geçirebilmektir. Zayıf bulduğun alanlarını güçlendirmek için çaba göstermektir. Bu, zihninin, ruhunun, karakterinin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. (sf 58)




İnsan kendi çabalarıyla mutlu olur. Alçakgönüllülük, yeterli cesaret, kendini tüketmeyecek kadar vermek, yaptığın işi sevmek ve her şeyden önemlisi özgür ve temiz bir vicdan, mutluluğun malzemeleri. Mutluluk bir rüya değil, bu malzemelerle kesin bir gerçek. (sf 72)




Kendini sağlıklı, güçlü ve mutlu bir insan olarak programlayarak yaşamının kontrolünü kendi ellerine al. Olayların ve diğer kişilerin duygularını belirlemesine izin vermemek konusunda kendine söz ver. Zorluklarla karşılaştığında bunu en olumlu nasıl yorumlayacağına odaklan. Kendine sağlıklı, güçlü ve mutlu bir insan olduğunu hatırlat. her şey yolunda giderken mutlu olmayı bir budala da becerir. Yaşam ustası kişi, dikenler  arasındaki gülü görebilen, güle odaklanandır. (sf 88)



23 Ağustos 2016 Salı

Olumsuzluklara karşı iyimser olabilmek

Ağustos 23, 2016
Sıkıntılı bir hayat, hayatı bize sevdirmeyen bir hayat, sürekli patinaj yaptığımız bir hayattır. Aynı hataları tekrar tekrar yaptığımız, hatalarımızdan öğrenmediğimiz ve geçmişin hapishanesi içinde yaşadığımız hayattır. İnsanlar kendilerini geçmişin üzüntülü olaylarına hapsediyor, orada debelenip duruyorlar. Olumsuza yönelme eğilimi her insanda mevcuttur.

Hayatın bizi ısıran taraflarını daha çok hatırlıyoruz, onları pencereden_disari_bakan_kiz_tablobüyütüyoruz. Üzüntülü, sıkıntılı anlarda, olumsuz olayın penceresinden bakarsak yalnızca karanlıklar görürüz. Ama sorunları tanıdıktan sonra aydınlık pencereler bulmak bizi olumlu bakmaya yöneltecek, bu yönde kendimizi eğitmemizi sağlayacaktır. Neye dikkatimizi veriyorsak, o, hayatımızı kaplıyor.

Kendinizi karanlığa ve mutsuzluğa hapsederek, sadece kendinizi cezalandırmış olursunuz. Üzüntümüzü de daha yapıcı, daha pozitif şeylere dönüştürmeyi bilelim.

ayrac3

‘’İyimser insanlar yaşanan başarısızlığı değiştirilebilir bir nedene bağlarlar, kötümser insanlara göre ise bütün bunlar değiştirilemez nedenlere bağlıdır. İyimser insanlarda hayatta her şeyin iyi gideceğine dair güçlü bir beklenti vardır. İyimserlik, duygusal beceri açısından kişiyi yılgınlığa, umutsuzluğa ve depresyona karşı koruyan bir tutumdur.

İyimser insanların zihinsel kavgaları ileriye dönük ümidi arttırırken, kötümser insanların zihinsel kavgaları ümidi azaltır. Kötümser insanlar yenilgiyi telafi edilemez bir sonuç olarak görürler. İyimser insanlara göre ise, her şeyin bir telafisi olabilir.

İyimser görüş, her şeyin iyi yönüne bakabilme becerisi kazandırdığı için başarıya götürür.’’ (Nevzat Tarhan, Kendinizle Barışık Olmak, sf 60)

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Gerçek özgürlük, iyi hissetmek, kendi doğrularına göre yaşamak

Ağustos 20, 2016
iyi_hissetmek_mutluluk_kahveHayatımda benim, istediğimi yapabilme özgürlüğüm…

   Akşamüstü çıkıp kahvemi deniz kenarında içmekse benim aradığım şey, ve bunu yapamıyorsam eğer, ne kadar param olursa olsun bir anlamı olmaz.

Bana göre, evlenen kadınların çok büyük bir kesimi kısıtlanmaya ve sömürülmeye razı geliyor. ‘’Artık evliyim, istediğim gibi her yere gitmemeliyim’’ düşüncesiyle, özlediği ailesini ziyaret etmeyen kadınlar tanıyorum. Ve yine aynı kadınlar, kocasından habersiz uzaklara gidemeyen bu tutsaklar, ne kız ne de erkek arkadaşlarıyla bir yere çıkabiliyor. Yanında kocası olmadan yurt dışına çıkamıyor, hattaonu geçtim, canı sıkılınca tek başına kahve içmeye bile gitmiyor. Esas üzüldüğüm de, bu tutsaklığın yarısının erkekler,  yarısının da bu tür kadınlar tarafından şekillendirilmesi.

Özgürlüğünü koruyabilen ve herhangi bir erkeğe tutsak olmayan, çizgisini koruyan, kendi iplerni her zaman kendi ellerinde tutan kadın, güçlüdür. Hem evlilik hem de flört ilişkilerinde her iki taraf da özgürlüğünü korumalı, karşısındaki insanı hayatına, bir yere kadar dahil etmeli. Herkesin kırmızı çizgisi olmalı.

divider_pink
‘’Duyguların özgür olmasından önemlisi duygulardan özgür olmaktı. İnsanın duygularının denetimine girmesi değil, duygularını denetim altına alması gerekiyordu. ‘’ (Kendinizle Barışık olmak, Nevzat Tarhan, sf 86)

divider_pink

   Neden bizi mutsuz eden, bizi geren, hayatımızda bizi engellediğini hissettiğimiz, düşündüğümüz ilişkilere yer verelim ki hayatımızda. Hangi tür ilişki olursa olsun, her tür ilişki için bu geçerli.

Sizin, ayağa kalkma ve o kapıyı vurup çıkma lüksünüz var. Şunu diyebilmek önemlidir: Yaptığım seçimler yanlış olabilir.

Siz kendi hayatınızda olmak istediklerinizi hayata geçirin ve kimseye tutunmayın. İnsanların da size tutunmasını sağlamaya çalışmayın. Diğer insanlara endeksli bir hayatı yaşamaya devam ettiğim sürece, zaten mutlu olma şansım yok.

divider_pink
‘’Unutma! Kendi değerlerine göre yaşamazsan, başkalarının beklentilerine göre yaşarsın. O hayata da ‘Benim hayatım’ diyemezsin.’’ (Mutluluk kitabı, Nil Gün, sf 14)

divider_pink

   Eğer bir insan mutsuzsa, eğer sıkılıyorsa, eğer kabına sığamıyorsa artık, çok net bir şekilde bu şu demektir: hayatında bir şeyleri değiştirmen lazım. Sen cesaret edip değiştirmen gereken şeyleri değiştirmezsen, başka şeylerin peşinden koşarsın ama o boşluk yine dolmaz.

Başkalarına bağımlı olarak yaşarsan, kişiliğini kaybetmeye başlarsın. Önemli olan senin mutlu olman, iyi hissetmen ve sen gibi yaşaman. Günün sonunda mutsuz, umutsuz olmayı hak etmiyoruz. İstemediğimiz hayatları yaşamayı da hiçbirimiz hak etmiyoruz.

19 Ağustos 2016 Cuma

Hayatımızdaki olumsuz şeylere rağmen ayakta durmak

Ağustos 19, 2016
   İster istemez kendimizi başkalarıyla karşılaştırıyoruz; yaşam koşullarını göz önüne alarak kimin bizlerden daha iyi durumda olduğunu görerek kendi moralimizi bozup duruyoruz.

b26

Bunu ben de yapıyordum hep, hayatta bazı konularda başkalarından çok daha şanssız olduğuna inanan bireyler sık sık kendisini başkalarıyla karşılaştırır. Fakat önemli olan şey, hayattaki_sanssizliklarimizçıkardığımız olumsuz sonuçlar karşısındaki tepkilerimizdir.  Eğer bunları aşılmaz engeller olarak görüp kendimize birkafes içine hapsedip orada üzülmeye başlarsak hayat daha da çekilmez hale gelir. Boşu boşuna acı çekmiş oluruz. Çünkü düşünce yapımızı değiştirerek var olan tüm imkansızlık ve şanssızlıkları avantaj haline getirebiliriz.

Çünkü zorluklar, içimizdeki gücün ortaya çıkması için karşımıza çıkan fırsatlardır. Işık, engele çarpmadan görünür hale gelemez.

İçimizde devasa bir potansiyel var. Biz engeli nasıl aşacağımıza odaklandığımızda,  bizi sıçratan ve uyaran şey olur o. Olaylar bizi belirlemiyor. Olaylara nasıl baktığımız bizi belirliyor. Çok özendiğimiz ‘şanslı insanlar’dan olsaydık bu zorluklarla karşılaşmayacaktık. Ve inanın ki zorlukları aşarak, yılmadan bir yere gelebilen, bir şeyler elde edebilen insanlar kendisini çok daha fazla severler ve hayatı kendileri için daha değerli hale getirirler.

guclu_durabilmek (1)   ‘’Nasıl aşarım?’’ demeliyiz. ‘’Neden bu benim başıma geldi?’’ dersen kendini çözümsüzlüğe mahkum edersin. Kendine acımaya başlarsın.

Olumsuz düşünmek, olduğun yerde kalmaktır, kıpırdamamaktır. Çabuk vazgeçmek, senin o konuda olumsuz düşündüğünün kanıtı. Ve esas değerli olan şey kolaylıklarla dolu bir yaşam değil, zor koşullara rağmen ayakta durma gücünü hiç kaybetmeden mücadele etmek, umutsuzluklara el sallamaktır.

b26
''Yaşamda aşmamız gereken zorluklar vardır ve bazen bu zorlukların geçmesi için biraz zaman gerekebilir." (Mutsuz Olmak Günahtır, Mustafa Çay, sf 25)

b26

Olumlu düşünebilme yetisi, içimizdeki gücü harekete geçirebilme yetisiyle ifade bulduğunda, bizi motive ettiğinde gerçek anlamda olumlu düşüncedir.

12 Ağustos 2016 Cuma

Kişisel Gelişim Kitaplarından Hayatı ve Mutlu Olmayı Öğrenebilmek

Ağustos 12, 2016
mutlu-olmayi-ogrenmek2Birçok kişisel gelişim kitabının arka kapak yazısı, elimizde büyülü bir şey varmış gibi hissettirir; okuduktan sonra hayatımızın tamamen değişip mutluluğu yakalayacağımızı düşünürüz; hatta kitaba başlarken bunun böyle olacağından neredeyse eminizdir. Çok şey vadeden kişisel gelişim kitapları ister istemez çok beklenti içine girmemize neden olur.

Ben de bu tarz kitapları ilk keşfettiğim zamanlarda aynen böyle düşünüyordum. Kişisel gelişim kitaplarını okumayı sevmiştim aslında. Ama sadece okuyor, öğrendiklerimi sindirip hayatımda nasıl kalıcı hale getirebileceğimi bilmiyordum. Piyasada onlar olduğu için, çoğunlukla çeviri kitaplar okuyordum. Bir süre sonra hepsinin aynı şeyi anlattığını ve ‘hiç bir işe yaramadığını’ düşünüp artık kişisel gelişim okumamaya karar vermiştim. Çok uzun bir süre bu tarz kitaplar yerine roman okudum hep. Geriye bakınca görüyorum ki, o zaman okumuş olduğum kişisel gelişim kitapları gerçekten de birbirinin çok benzeriymiş... Şimdi ise bu tür kitaplarla ilgili ne kadar çok şey keşfettiğimi ve öğrendiğimi, bu kitaplardan çok çok keyif aldığımı görmek şaşırtıcı. Peki nasıl yapabildim bunu?

Kişisel gelişim kitaplarından hakkıyla faydalanabilmek için ne gerekir: İhtiyaç duymak. Kendini değiştirmeye, mutlu olmaya, bu yolunda sana bireysel gelişiminle ilgili bilgi verip bilinçlendirebilecek kitaplara ihtiyacın olduğunu hissetmek. Ne kadar çok psikologla görüşürsek görüşelim, kitapların yarattığı etkiyi alabileceğimizi düşünmüyorum. mutlu-olmayi-ogrenmekKendimizi bazı yönlerden değiştirmek ya da mutlu olmak için başkalarının değil, kendimizin hazırladığı formülleri uygulamamız gerekir. O aradığımız büyülü etki, kitaplardan öğrendiklerimize dayanarak kendi kendimizin bulacağı bir şeydir. Şimdi, daha farklı ve net tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

Kendimi kötü hissettiğimde ya da huzursuz olduğumda, psikolojik programlar izliyorum. Nil Gün, Nevzat Tarhan, Kemal Sayar, Aret Vartanyan gibi isimlerin konuşmalarını dinliyorum. Beni etkileyen bazı videoları defalarca izlemişliğim de vardır. Aslında kişisel gelişim kitaplarını bilinçli okuyabilmem bir yandan da bu videolara bağlıydı. İnsan denen varlığın mutluluk yapısı, depresyon eğilimleri, umutsuzluğa düşme sebepleri gibi bazı konularda bilgi sahibi olup bilinçlendiğimiz sürece kişisel gelişim kitaplarını daha etkin bir biçimde okuyabilir ve faydalanabiliriz çünkü. Ve emin olun, işte o zaman gerçekten kendi üzerimizde de bunun etkilerini görebiliyoruz.

Bu yıl bir defter tutmaya başladım. İzlediğim psikoloji ve bireysel gelişim programlarında beni etkileyen, en sevdiğim cümleleri yazıyorum videoyu durdura durdura. Zaten en etkili öğrenme yöntemi yazmaktır ya; sonradan bunları okuduğumda da kendimi çok iyi hissediyorum. Bu deftere bir de okuduğum kişisel gelişim kitaplarındaki cümleleri yazıyorum. Mutlu olabilmenin, kendini geliştirip değiştirebilmenin hiç de zor olmadığını çoğunlukla bu şekilde öğrendim. Hayatımda okuduğum bu kişisel gelişim kitapların ve izlediğim/dinlediğim psikolojik programların etkisini belirgin biçimde hissediyorum. Daha önce beni çok üzebilecek şeyleri çabucak atlatıp çözerek üstesinden gelebildiğimi hissediyorum; geçmişe baktığımda (birkaç ay gibi bir süre geriye bakınca bile) aynı şeyi yaşamış olsam, asla bu şekilde üstesinden gelemezdim diyorum.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

1440 Dakika- Nil Gün

Ağustos 10, 2016
1440_dakika_nil_gun_kitap_yorumu

Merhabalarr, 185 sayfalık, çabucak biten, ,insanı gerçekten eğiten ve somut egzersizler öneren, samimi ve gerçekçi yazılmış harika bir kitap okudum zaman yönetimine dair.

Kitabın adı: 1440 Dakika

Yazarı: Nil Gün

Sayfa Sayısı: 185

Yayınevi: Kuraldışı yayınları

Akıp giden dakikaları yavaşlatmamız mümkün değil. Hayatımızı doyasıya hissedip ‘’zamanım yok’’ demekten kurtulmak istiyorsak, neler yapmamız gerektiğini, nasıl düşünmemiz gerektiğini bizlere öğretiyor Nil Gün. Okudukça, zamana dair farkındalığınız artarak elinizde olan günlerin nasıl değerli olduğunu ve geçip gittiğini anlıyorsunuz. ‘’ertelemek’’ ya da ‘’üşenmek’’ denen o gıcık durumları hayatımızdan çıkarmaya dair somut adımlar atmamız yönünde teşfik ederek o derin uykudan uyanmamızı, hayatımızın ve zamanımızın herhangi bir anını boşa harcamanın ne kadar acı olduğunu anlamamızı sağlıyor.

Ben gerçekten fazlasıyla bilinçlendiğimi hissettim bu kitabı okuyunca.dönüp baktım günlerime, zamanımı boşu boşuna işgal eden her şeyi yok etmeye odaklanıyorum artık. yapmam gereken hiçbir şeyi ertelememem gerektiğini gerçekten öğrendim.

Zamanın değerini iş işten geçtikten sonra anlamak çok acıdır; o yüzden bu kitabı acilen okumanızı tavsiye ediyorum; çünkü, keşke eski yaşlarıma dönsem dememek, zamanı ne kadar iyi kullandığımıza ve kendimizi ne kadar geliştirdiğimize bağlı.

Şiddetle tavsiye ettiğim 1440 Dakika kitabının, okuyan herkesi bilinçlendirip ‘’iyi ki okumuşum’’ dedirteceğini düşünüyorum.  İyi okumalar.. :)

ayrac

---altını çizdiklerim---


Hayat’tan mümkün olduğunca çok öğrenebilmek için zamanımın değerini bilmem, amaçlarımı belirlemem ve yaşamı ertelememeyi öğrenmem gerekiyordu. (sf 13)


Zaman yönetimi yaşamının değerini bilen herkes içindir. (sf 17)


Bize zarar veren özelliklerimizi olumluya dönüştürmenin yolu öncelikle bireysel gelişimimize önem verip zaman ayırmaktan geçiyor. (sf 23)


Bazı şeyler konusunda hiçbir şey yapamayacağını düşünebilirsin. Ama o sorunu çözmek için denklemin bazı bölümlerinde tam denetim sağlayabilirsin. Bu da sorunu çözümlü hale, en azından baş edilebilecek hale getirebilir. (sf 27)


Tüm yüreğinle kendini adadığın ortalama bir plan, yarım yürekle yapılan mükemmel plandan daha başarılı sonuç verir.(sf 32)


Başarı büyük olanın değil, kaybettikten sonra da yoluna devam edenindir. (sf 33)


Bir şeylerin değişmesini istiyoruz. Ama hep yaptığımızı yapmaya devam ediyoruz. Her zaman yaptığın şeyi yaparsan, her zaman kendini tekrarlamaya devam edersin. (sf 44)hayatının her alanında günlük, haftalık,  aylık ve yıllık amaçlar belirle. Amaçlı bir yaşam sürmek keyiflidir. Amaçlı hayat anlamlı hayattır.(sf 55)


Hayatının bir saatini boşa harcayan insan, hayatın değerini keşfetmemiş demektir. Birçok amacın gerçekleşmeme nedeni, ikincil şeylere daha çok vakit ayırmaktır. Şimdi yaşayın. Yarını beklemeyin. Hayatın güllerini bugün toplayın. Pierre de Ronsard (sf60)


Yaşam değerlidir. Arkasında iz bırakan yaşam, değeri biçilmiş kaliteli yaşamdır. (sf 78)


Bir insanın zaman yönetimi konusundaki başarısının ölçüsünü düzenli olarak egzersize ve kitap okumaya zaman ayırıp ayırmadığından anlayabilirsin. Kendi sağlığına ve bireysel gelişimine zaman ayırmayan insanın hayatı nasıl kaliteli olabilir, verimliliği ne kadar yüksek olabilir? (sf 94)

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Kendinizle Barışık Olmak - Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Ağustos 08, 2016
nevzat_tarhan_kendinizle_barisik_olmakKitabın Adı: Kendinizle Barışık Olmak

Yazar: Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Yayınevi : Timaş Yayınları

Sayfa Sayısı: 190

Daha önce Nevzat Tarhan’ın bazı yazılarını okumuştum; bu, okuduğum ilk kitabı.

Kendinizle Barışık Olmak kitabının içeriğinin, ismiyle çok da fazla uyumlu olduğunu düşünmüyorum. Çünkü içerik olarak birçok yazı ve makaleden oluşuyordu toplum psikolojisinden anne babanın çocuğu bazı konularda nasıl eğiteceğine kadar. önce, beynin yapısı ve salgılar hakkında bilgiler veriyor. Sonrasında farklı farklı konulara değiniyor; içindekiler bölümünü sıralamak gerekirse:


kitap

Birinci Bölüm

Beyin Hazinesini Yönlendirebilmek /11

Duyguların Eğitimi/13

Duyguların Kaynağı /14

Mutluluk Katsayısı (Happiness Quotient) /16

Beyin ve Duygular/ 20

Zeka / 23

Duygusal Zeka / 29

Hafiza/30

Soyut Düşünce ve Beyin / 31

Beyin Sağlığı ve Unutkanlık/33

Kişilik Değişir mi? / 41

İkinci Bölüm

Ruh Sağlığımızı Koruma Yollan ve Tıp / 45

Sürekli Endişe Hali / 47

Kronik Stresin Sonuçları / 49

Depresyon / 52

Depresyonun Beslenmesi / 56

Beyin ve Akıl Hastalıkları / 61

Panik Atak / 62

Sinirlilik, Yorgunluk ve Beyin / 65

Yorgunluk Çeşitleri/67

Osteoporozun Psikososyal Boyutu ve Psikiyatrik Tedavisi/ 69

Tatil Yorgunluğu Olur mu?/ 73

Genomun Geleceği/ 74

Üçüncü Bölüm

İçimizdeki Güç / 77

Beynimizdeki Mutluluk Hormonları / 79

Güzel Düşünün, Beyniniz Morfin Salgılasın / 80

Kanseri Yenebilmek / 81

Az İlaç, Hızlı Tedavi / 83

İç Disiplin, Duygusal Zeka veya Nefis Terbiyesi / 84

En Zor Kontrol Edilen Duygu: Öfke / 87

Değişimci Üretkenlik / 89

Dördüncü Bölüm

Ahlak Eğitimi / 91

Duygu Sağırlığına Çözüm / 93

Lokum Testi ve Doyumu Erteleme Duygusu / 94

Söz Büyüğün “Sus”Küçüğün mü?/ 96

Anne Hapishanede Ya Çocuk? / 99

Çocukta Öfke ve Korku Duygusu /101

Bencillik Yalan İlişkisi / 102

Büyüklük Hastalığı /104

Güç Mutluluk Getirir mi?/108

Şiddet Hak Arama Yöntemi midir? /111

Büyük Balık Küçük Balığı Yutar mı?/115

Güvensizliğin Sebepleri / 117

Beşinci Bölüm

Toplumsal Hayat; Sorunlar ve Çözümler /121

Satanizm: Mahiyeti, Yayılma Sebepleri ve Önleme Yolları /123

İşyerinde ve Toplumda Stresin Arttığı Nasıl Anlaşılır? /129

Yatılı Okullarda Kıraşa Dikkat /130

Okullarda Serbest Kıyafet Uygulaması Çocuk ve Toplum Psikolojisini Nasıl Etkiler? /132

Fiziksel Mekânın Fikir Üretimine ve Verimliliğe Etkisi/133

Büyük Yöneticilerin 10 Ortak Özelliği/136

Freud’un Yanılgısı /138

Altıncı Bölüm

Sağlıklı İletişim: İyi Diyalog/143

Diyalog Yeteneğinizi Test Edin /146

Diyalog Kurma Yolları /150

Evlilik İçin Mutluluk Testi /153

Yedinci Bölüm Röportajlar /159

Taraftarlık mı, Kişilik Bozukluğu mu?/161

Çağın Hastalığı: Unutkanlık / 167

“Taş Fırın Erkeği” Modeli Toplumsal Yapımıza Zarar Veriyor/173

Davranış Bozuklukları Medyayla Besleniyor/175

Beynimizin de Check- Up’a İhtiyacı var/177

Hiperaktif Büyükler / 184

Mutlu Bir Aile Orkestra Gibidir /186kitap   Kişilik, depresyon, mutluluk psikolojisi, şiddet gibi farklı konulara değiniyor.  Bazı yerlerde, kavramları anlayamayacağımız kadar bilimsel yazılar mevcut. Ama genel olarak çok değerli bilgiler edinebileceğiniz, insan psikolojisi çok daha iyi kavrayıp anlayabileceğiniz, kişiliğinizi çözümlemenize yardım edecek bir kitap.

Hem bireysel gelişime ilgi duyduğum, hem de bu türdeki kitapları okuyarak kendimi daha iyi tanıdığım için iç bıkmadan okudum bütün kitabı. Ama kimi bölümlerde bana yabancı olan bazı tabirlerle karşılaştım, eh o da öğrenmek için bir vesile oldu :) ve  Altını çizecek çok fazla cümle buldum;

kitap
---altını çizdiklerim---

Kendisini kontrol etmeyi başarabilen ve hayatta gerçekçi hedefleri olan insan, beynini iyi ve doğru kullanabilir. Beyni iyi ve doğru kullanabilen insan, beyninde mutluluk kimyasallarının salgılanmasını sağlar. (sf 17)

Eğitimin asıl rolü düşmüşü kurtarmak değil, düşmeye engel olmaktır. (sf 44)

Rekabetin çok yoğun olduğu günümüzde dayanma gücü ve sebatı yüksek olanlar duygularını kontrol ederek sonuca ulaşabilen kişilerdir. (sf 61)

Duyguların özgür olmasından önemlisi duygulardan özgür olmaktı. İnsanın duygularının denetimine girmesi değil, duygularını denetim altına alması gerekiyordu. (sf 86)

Kişisel gelişimde; kişiliğin yönetilmesi, dengeli tutum ve davranışlar büyük önem taşır. (sf 86)

Kendimizi kötü hissetmemiz doğaldır. Çünkü insan robot ya da tahta parçası değildir. Amahepimiz bunun üstesinden gelmeyi başarabilecek güçte olmalıyız. (sf 87)

Öfke anında…

Sakinleşip, derin nefes alın.

Ne hissettiğinizi fark edin, sorunu analiz edin, çözüm üretin, olacakların muhtemel boyutunu hesaplayın.

En doğru olduğunu düşündüğünüz kararı alın ve planı uygulayın. (sf 88)

Baştan çıkmaya karşı koyan çocuklar, sosyal açıdan daha yeterliydiler. Hayattaki zorluklarla daha iyi mücadele ediyorlardı. Stresli durumlarda donup kalma, çözülme veya çocuklaşma gibi tepkiler vermiyorlardı. (sf 95)

Hedef uğruna dürtüleri ertelemek bir özdenetim becerisidir. (sf 96)

İnsanın doğasında önce olumsuz şeyleri görme eğilimi vardır. Kendilerini eğiten insanlar, hayatı aydınlık senaryolarla değerlendirirler. (sf 118)

24 Temmuz 2016 Pazar

Mutsuz Olmak Günahtır -Mustafa Çay

Temmuz 24, 2016
Kitabın Adı: Mutsuz Olmak Günahtır
Mutsuz Olmazk Günahtır
Yazarı: Mustafa Çay

Yayınevi: Çay Yayınları

Sayfa Sayısı: 406

Bana kişisel gelişimi sevdiren, mutlu olmayı gerçekten öğreten kitaplardan biri Mutsuz Olmak Günahtır. Elimden bırakamadım ve neredeyse bütün cümlelerin altını çizmek istedim. Bu kitabı keşfedip okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyor ve şükrediyorum.

Kişisel gelişim kitaplarının sıkıcı ve birbirinin aynısı olduğu düşüncesine sahipseniz, Mutsuz Olmak Günahtır kitabını okuduğunuzda bu düşünceniz tamamen değişmiş olacak. Çünkü ilk sayfadan son sayfaya kadar hiç sıkmadan, esprilerle, benzetmelerle, mutlu olma alıştırmalarıyla, samimi bir şekilde yazılmış cümleleriyle bitmesini hiç istemeyeceğiniz bir kişisel gelişim kitabı okumuş olacaksınız.

Mutsuzluklarımızın ve moral bozukluklarımızın çok büyük kısmının ne kadar gereksiz olduğunu, gülümseyerek yaşamak varken boş yere nasıl da kendimizi harap ettiğimizi, mutluluğun bir yaşam biçimi olduğunu ve ne kadar gerçek ve ulaşılabilir olduğunu gösteriyor kitap; okurken her bir sayfada bunların farkına vardım. Çok olumsuz düşünen ve mutsuz bir insan değildim zaten. Ama buna rağmen sanki karanlıklar içindeymişim ve bu kitapta okuduklarımla yavaşça aydınlanıp ferah bir yaşama çıkıyormuşum gibi hissettim. Her şeye rağmen mutlu olmak, her şeye rağmen inancını yitirmeyip derin umutsuzluklara kapılmamak nedir, bunu öğretti kitap bana. Boş yere mutsuz olan insanlara çığlıklar atıp onları sarsmak, kendilerine getirmek istiyorum. Boşu boşuna hissedilen acılara saplanıp kalmanın, zaten sınırlı olan zamanımızı ne kadar kalitesiz hale getirdiğini fazlasıyla anladım. Neyse, daha fazla uzatmadan altını çizdiğim cümlelere geçiyorum, Mutsuz Olmak Günahtır kitabını mutlaka ama mutlaka okunması gerekenler listeme aldığımı söylememe bile gerek yok sanırım :) İyi okumalar...



---altını çizdiklerim---

Bunu görmek için uzaklara bakmanız gerekmez. Kendi yaşamınıza bir bakın. Hak ettiğiniz hayatı yaşıyor musunuz? Duygularınız size mi, yoksa bambaşka etkenlere mi bağlı? (sf 12)

Bu yüzyılda, duygularımız eğer bu kadar zayıfsa, küçücük bir olay bizi hemen yere serebiliyorsa, içindeki milyarlarca nöronu saydığımız beynimiz hakkında her şeyi biliyor ama kullanamıyorsak, gerçekten acınası bir durumdayız demektir. (sf 14)

Şu ana kadar neler yaşadığınızın, kim olduğunuzun ve nasıl bir karaktere sahip olduğunuzun bir önemi yok. Her kim olursak olalım, her an değişim fırsatı bizimle birliktedir. (sf 25)

Gerçekler değişebilir. Değişmesi en zor olan şeyler ise, zihnimizin içindeki gerçeklerdir. Ve sanıldığının aksine, hayatımızı dışımızdakiler değil, tamamen içimizdekiler şekillendirir. (sf 38)

Eğer biri gitmek istiyorsa, onu zorla tutmamalısınız. Bu kural duygularımız için de geçerlidir. Duygular bize kene gibi yapışmazlar. Aksine duygular saman alevi gibidir. Hızla etkisini kaybeder. Ama siz o alevin üzerine benzin dökerseniz, yangın hiç bitmeyecektir. (sf 77)

Olaylar ve duygular da tıpkı hamsi gibidir. Sıcağı sıcağına tadını alırız ya da vermemiz gereken tepkiyi sıcağı sıcağına veririz. Eğer olay yaşanıp bittikten sonra hala devam ettiriyorsak, o zaman kabak tadı vermeye başlar. (sf 94)

Bu dünyada en iyi anlaşacağınız insan, kendiniz olmalısınız. Eğer kendinizle mükemmel bir arkadaş olmayı, zihninizin içinden geçenleri denetleyebilmeyi başarırsanız, hayata gerçekleştiremeyeceğiniz çok az şey vardır diyebiliriz. (sf 135)

Hayatta karşımıza acılar çıkar. Üzülürüz, baş etmeye çalışırız, ağlarız ama bir şekilde biter. Hepimizin yere düştüğü, yaralandığı anlar vardır. Çok canımız acır, ağlarız, gerçekten de zor bir durumdur. Ama pansuman yapılır ve o yara kısa bir süre içinde kaybolur gider. (sf 150)

Özgürlük, bir kölenin hayali olduğuna göre, demek ki bizim de yaşamda hangi konularda köle olduğumuzu fark edip bu konularda özgürleşmemiz gerekecektir. (sf 236)

Büyük beyinler, büyük şeylerle uğraşır. Küçük beyinler ise, diğer küçük beyinlerden birkaç santim daha büyük görünmek için haklılık savaşı verirler. (sf 254)

Bütün acıların bir son kullanma tarihi vardır. (sf 262)

Ben insanın herhangi bir konuda güçsüz ve mutsuz olmasının kabul edilebilir bir yanı olduğuna inanmıyorum. Zayıf güçleneceksiniz. Her ne durumda olursanız olun, sizden çok daha kötü durumda olan ve yaşamlarını değiştiren milyonlarca insan var. (sf 265)

Eğer her şey yolundaysa, zaten her şey yolundadır. Ama bir şeyler ters gidiyorsa, bunda da mutlaka bir hayır vardır. (sf 278)

Kendinize daha yüksek standartlar belirleyin. Ne demek, ‘’Ben yenilmeye mahkum muyum?’’ Eğer yenildiysen kalkarsın ayağa ve tekrar denersin. (sf 283)

Diğerleri çocukça cahillikler yaparken ,sizn de onlar gibi olmanız gerekmiyor. Yetişkin ve olgun bir insana yakışan davranışlarda bulunun. (sf 295)

Kendinize, ‘’Bu gerçekten önemli mi?’’ diye sorduğunuz zaman o problemin pek de kafanıza takmaya değmeyecek bir şey olduğunu görmeye başlarsınız. (sf 297)

Değişim oyununun ilk hamlesi bulunduğunuz çevreyi değiştirmektir. Eğer sizi sınırlandıran bir çevrede bulunuyorsanız, zincirlerinizi kırmanız oldukça zordur. Ayaklarınızda zincirler varken yürüyemezsiniz. Bütün değişimler, bir vazgeçişten sona başlamıştır. Eğer olduğunuz yerden ayrılmayı göze alamıyorsanız, yeni yerler keşfedemezsiniz. Eğer değişim riskini göze alamıyorsanız, o zaman ‘’Benzeme Yasası’’ sizi bulunduğunuz ortamlara ve koşullara uyarlayacaktır. Herhangi bir şeye alışmak konusunda son derece başarılıyızdır. O yüzden değişme kararını bir an önce vermezseniz, kaçmak istediğiniz şeye kısa sürede benzemeye başlarsınız. (sf 330)

Bilmemiz gereken en önemli şey, hayatımızın kontrolünün bizim elimizde olmasıdır. Eğer kontrol elimizden çıkıp giderse, hayatımızı bizim dışımızda bazı güçler şekillendirmeye başlar. (334)

Doğru seçimler yapmak, hayatımızın kontrolünü ele almak demektir. Yanlış seçimlerde ise kontrol artık bizim elimizde değildir. (sf 335)

23 Temmuz 2016 Cumartesi

NLP Zihninizi Kullanma Kılavuzu - Nil Gün

Temmuz 23, 2016
Kitabın Adı: NLP-Zihninizi Kullanma Kılavuzu
Npl Nil Gün
Yazarı: Nil Gün

Yayınevi: Kuraldışı Yayınları

Sayfa Sayısı: 223

Rafta Nil Gün ismini görür görmez elime aldım bu kitabı. Nil Gün, Youtube'daki videolarıyla ve eşi Saim Koç'la birlikte sunduğu Sorun Ne programıyla kişisel gelişime ilgi duymamı sağlayan, değerli cümleleri, pozitif enerjisi ve o güzel gülümsemesi ile bana yaşama enerjisi veren, cümlelerine sürekli ihtiyaç duyduğum tatlı bir kadın. Okuduğum ilk kitabı da NLP Zihninizi Kullanma Kılavuzu. 

NLP, yani Neuro Linguistic Proggramming kavramının ne gibi  uygulamalar içerdiğini bilmiyordum; birkaç yerde ismini duymuştum o kadar. Bu kitap, NLP'nin ne demek olduğunu, duygularımızı ve davranışlarımızı nasıl kontrol edebileceğimizi, düşüncelerimizi nasıl yönlendirebileceğimizi ve hayatta her alanda NLP'yi nasıl kullanabileceğimizi öğretiyor; hayata dair birçok noktaya değinip öğütler veriyor.

Nil GünNil Gün'ün o  enerjik sesi ve pozitif gülümsemeleri cümlelerine de yansımış.

Sadece NLP'yi anlatan sıkıcı bir kişisel gelişim kitabı değildi. Aksine, farklı konulara değinerek, samimi bir dille, NLP2yi bize tanıtırken, daha doğrusu öğretirken, mutlu olmak hakkında da birçok şeye değiniyor. Zihnimizi tutsak eden şeylerden kurtulmak, boşu boşuna yaşadığımız endişe ve korkulardan kurtulmak, sosyal fobiyi ve sınav heyecanını yenmek gibi birçok alanda işimize yarayabilecek ve kendi kendimize uygulayabileceğimiz NLP yöntemlerini de olabildiği kadar anlatıyor. Bana, kişisel gelişime dair çok şey kattı bu kitap. Kendimi bu yönde geliştirip daha güzel yaşamak için enerji vererek bireysel gelişime olan ilgimi daha da arttırdı.
 ayrac  

---ve altını çizdiklerim---

Terapi denilen şey aslında kişinin yaşantısıyla derin ilişki kurabilmeyi öğrenme becerisidir. (sf 17)

Davranış, kişinin varlığının kendisi değildir. Öyle olsaydı, geçmşiimizde yaptığımız hataları bugün aynen sürdürüyor olurduk. (sf 36)

Esneklik, yaptığınız işe yaramıyorsa, farklı şeyler denemeyi göze alabilme yeteneğidir. Hep aynı şeyi yapıp bu kez farklı sonuçlar beklemek ise Einstein'ın delilik tanımıdır. (sf 41)

...Duyarlı insan duygularının yönetimini sağlılı bir şekilde yapabilern, başkalarının duygularına da aynı özeni gösterebilen kişidir. Duygusal kişi ise ssadece kendi duıygularını önemser ama onları sağlıklı bir şekilde ifade edemez. (sf 58)

Kendi doğamız ve yaşam biçimimiz arasındaki açı ne kadar büyükse, kendi doğamıza ne kadar uyumsuz yaşıyorsak mutsuzluğumuz, nevrozumuz o kadar fazla olur. (sf122)

Hiç kimse diğerinin duygularından sorumlu değildir. Başkalarının duygularının sorumlusu olduğumuza inanmak bize gereksiz bir yük taşıtır. Bizi ''kurtarıcı'' kimliğine mahkum eder. Başkalarının mutluluğundan sorumlu olmak, onun duyguları incinmesin diye gösterilen aşırı hassasiyet zor ve yorucudur. Kişi, başkalarını mutlu edeceğim çabası içinde kendi duygularını yaşayamaz, kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelebilir. Duygularımızın sorumluluğunu başkalarına verdiğimiz zaman da ''kurban'' rolünü oynarız. (sf 127)

Kişinin, seçimlerini, olanaklarını, ihtiyaçlarını kurallara dönüştürmesi hayatı sınırlar. (sf 129)

''Ben zekiyim'' diyorsam, tek bir zekice seçim yapmadığımda kendimi kötü hissederim. Ama ben ''zeki olan'' bir insansam, bazen aptalca davranışlarda bulunma hakkına sahibim. Böyle durumlarda bilinçaltı ara sıra ''yanlışlar'' yapmama göz yumar. (sf 136)

Hayatta mutlu olmak kolay. Hayatı zorlaştıran olumsuz bakış açımızdır. Mutluluk iç dünyamızla dış dünyamız arasında uyum kurabilmektir. (sf 179)

Hayatlarını, kendi istekleri yerine başkalarınınkini karşılamaya odaklanmış insanların sıkça depresyon yaşaması bundandır. Depresyon, düşük enerji ile yaşamda var olma halini tanımlar. Amaçsızlık da kişinin enerjisini azaltır. Kişi amaçsızca birtakım ''eğlencelerle'' kendini geçici olarak oyalasa da gittikçe tükendiğini hisseder. Bir süre sonra hayattan zevk alamaz hale gelir. (sf 201)