evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2017 Cuma

Yeşil Deniz Kabuğu - Sarah Jio

Ağustos 18, 2017

 Selamlar:) Bir süredir siteye içerik giremiyorum ve yorumlamam gereken birkaç kitap birikmiş durumda. Hepsini telafi etmeye çalışacağım. :)


  Çok merak ettiğim Yeşil Deniz Deniz Kabuğu kitabını birkaç hafta önce bitirmiştim. Kütüphaneden öğlen aldım. Öğleden sonra başladım ve akşam da bitirmiştim.


Hani hiç fark etmeden bitiriverdiğiniz, sayfa numaralarına bile bakmaksızın okuduğunuz kitaplar olur; o akıcılıkta bir kitaptı bu da. 



Kitabın Adı: Yeşil Deniz Kabuğu


Yazarı: Sarah Jio


Çeviri: Fatma Zeynep Öztürk


Yayınevi: Pena Yayınları


Sayfa Sayısı: 312


Baskı Yılı: 2015



Konu


Kailey, nişanlısı Ryan ile çok mutlu bir beraberlik yaşamaktadır. Fakat yıllar önce hiçbir şey söylemeden ortalıktan kaybolmuş olan eski sevgilisi Cade'i hala unutamamıştır. Fakat nişanlısını da çok sevdiğine tüm kalbiyle inanmaktadır.

Ryan ile evlenmesine az bir süre kala Kailey, eski aşkı Cade ile karşılaşır. Ama adam onu hatırlayamayacak bir haldedir. Daha sonra Kailey'in de öğreneceği gibi, Cade beyin travması sonrası hafıza kaybına uğramış ve sokaklarda yaşamaya başlamıştır.

Kailey ikilemlerde kalır. Unutamadığı aşkına yardım edip onun peşinden gitmesi mi gerekiyor, eğer bunu yaparsa evleneceği adama ihanet mi etmiş olur? 


Genel Yorumlarım


Kailey'in neler yaşayacağını aşırı bir biçimde merak ettim ve bir an bile elimden düşüremedim kitabı. Anlatımı son derece sade, bölümler arası geçişler çok merak uyandırıcıydı. Bazı bölümlerde Kailey'in şimdiki zamanda karşılaştığı zorluklar anlatılırken, bazı bölümlerde de eski aşkı ile olan geçmişi anlatılıyordu. Klasik Sarah Jio tarzı bir anlatım şekli yani.

Kafanızı uzaklaştıracak, zihninizi oyalayacak bir kitap arıyorsanız, Yeşil Deniz Kabuğu tam size göre. Aynı zamanda, kitap okumaya yeni yeni başlayacak olan arkadaşlarıma da sürekli Sarah Jio kitaplarını öneriyorum ben. Okumayı sevdirecek kadar müthiş yazıyor... Yepyeni bir sürü kitap yazması dileğimle... Hepiniz hoşça kalın... :)

Yorumlamış olduğum diğer Sarah Jio kitapları:

Mart Menekşeleri

Son Kamelya

Gündüzsefası

 

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Gerçek özgürlük, iyi hissetmek, kendi doğrularına göre yaşamak

Ağustos 20, 2016
iyi_hissetmek_mutluluk_kahveHayatımda benim, istediğimi yapabilme özgürlüğüm…

   Akşamüstü çıkıp kahvemi deniz kenarında içmekse benim aradığım şey, ve bunu yapamıyorsam eğer, ne kadar param olursa olsun bir anlamı olmaz.

Bana göre, evlenen kadınların çok büyük bir kesimi kısıtlanmaya ve sömürülmeye razı geliyor. ‘’Artık evliyim, istediğim gibi her yere gitmemeliyim’’ düşüncesiyle, özlediği ailesini ziyaret etmeyen kadınlar tanıyorum. Ve yine aynı kadınlar, kocasından habersiz uzaklara gidemeyen bu tutsaklar, ne kız ne de erkek arkadaşlarıyla bir yere çıkabiliyor. Yanında kocası olmadan yurt dışına çıkamıyor, hattaonu geçtim, canı sıkılınca tek başına kahve içmeye bile gitmiyor. Esas üzüldüğüm de, bu tutsaklığın yarısının erkekler,  yarısının da bu tür kadınlar tarafından şekillendirilmesi.

Özgürlüğünü koruyabilen ve herhangi bir erkeğe tutsak olmayan, çizgisini koruyan, kendi iplerni her zaman kendi ellerinde tutan kadın, güçlüdür. Hem evlilik hem de flört ilişkilerinde her iki taraf da özgürlüğünü korumalı, karşısındaki insanı hayatına, bir yere kadar dahil etmeli. Herkesin kırmızı çizgisi olmalı.

divider_pink
‘’Duyguların özgür olmasından önemlisi duygulardan özgür olmaktı. İnsanın duygularının denetimine girmesi değil, duygularını denetim altına alması gerekiyordu. ‘’ (Kendinizle Barışık olmak, Nevzat Tarhan, sf 86)

divider_pink

   Neden bizi mutsuz eden, bizi geren, hayatımızda bizi engellediğini hissettiğimiz, düşündüğümüz ilişkilere yer verelim ki hayatımızda. Hangi tür ilişki olursa olsun, her tür ilişki için bu geçerli.

Sizin, ayağa kalkma ve o kapıyı vurup çıkma lüksünüz var. Şunu diyebilmek önemlidir: Yaptığım seçimler yanlış olabilir.

Siz kendi hayatınızda olmak istediklerinizi hayata geçirin ve kimseye tutunmayın. İnsanların da size tutunmasını sağlamaya çalışmayın. Diğer insanlara endeksli bir hayatı yaşamaya devam ettiğim sürece, zaten mutlu olma şansım yok.

divider_pink
‘’Unutma! Kendi değerlerine göre yaşamazsan, başkalarının beklentilerine göre yaşarsın. O hayata da ‘Benim hayatım’ diyemezsin.’’ (Mutluluk kitabı, Nil Gün, sf 14)

divider_pink

   Eğer bir insan mutsuzsa, eğer sıkılıyorsa, eğer kabına sığamıyorsa artık, çok net bir şekilde bu şu demektir: hayatında bir şeyleri değiştirmen lazım. Sen cesaret edip değiştirmen gereken şeyleri değiştirmezsen, başka şeylerin peşinden koşarsın ama o boşluk yine dolmaz.

Başkalarına bağımlı olarak yaşarsan, kişiliğini kaybetmeye başlarsın. Önemli olan senin mutlu olman, iyi hissetmen ve sen gibi yaşaman. Günün sonunda mutsuz, umutsuz olmayı hak etmiyoruz. İstemediğimiz hayatları yaşamayı da hiçbirimiz hak etmiyoruz.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Aslında Aşk da Yok – Duygu Asena

Ağustos 13, 2016
[caption id="attachment_350" align="alignleft" width="300"]Duygu-Asena-Aslinda-Ask-Yok Kitabın arka kapağını çok sevdim. Duygu Asena'nın güzel gülümseyişi...[/caption]

Duygu Asena'nın Kadının Adı Yok kitabını duymayan kalmamıştır. Küçüklüğünden itibaren kendi hayatını anlatan bir kadının hikayesi. Basit dili, dobra cümleleriyle toplumu eleştirirken kadının rolünü sorgulayarak, içine çekildikleri gerici düşünce kalıplarını hissettiriyordu insana. Her kadının okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitaptı. Sizi kendinize getiren, toplumun bir kesiminin bilinçaltında kadınlar hakkında sahip oldukları gerici düşünceleri fark ettirip bunun karşısında durmaya yönelten, harika bir kitap...

Kitabın Adı: Aslında Aşk da Yok

Yazarı: Duygu Asena

Sayfa Sayısı: 190

Yayınevi: Afa Kadın

Şimdi de Kadının Adı Yok kitabının devamı olan Aslında Aşk da Yok'u yorumlayacağım. Kadın aynı şekilde hayatını anlatmaya devam ediyor. İkinci kez evleniyor ve bu kez çocuk sahibi oluyor.          Çocuklu kadınların ev içindeki halleri, toplumdaki yerleri, hamilelik ve doğum süreci ve sonrasındaki psikolojileri yalın bir dille işleniyor kitapta.

Yine sık sık hezeyanlar yaşıyor kadın, kendini çocuğuna bağımlı hissediyor bir süre. Günümüzde her kadının yaşadığı o sorun: Doğum sonrası işe dönmek, kariyerine özgürce devam edebilmek, anne olduktan sonra kocanın senden sıkılıp başka kadınlara ilgi duyuşu, seni saymamaya başlaması-ki bence bütün bunu evli olsun olmasın tüm erkekler yapar- işleniyor.

Bence çoğu kadının kendi kendine bile itiraf edemediği bu gerçeklerden açık açık bahsediyor Duygu Asena. Bu kitapta bahsettikleriyle, özellikle de evli kadınların, bazı şeylerin farkına varmasını sağladığını düşünüyorum; tabii önceki kitap olan Kadının Adı Yok'u da okuyup çıkaracağı dersleri, anlayacağı düşünceleri fark edebilen kadınların.

Benim tavsiyem, Kadının Adı Yok kitabını okuduktan sonra Aslında Aşk da Yok'u okumanız. İşte o zaman bir kız çocuğunun yetişkin olana kadar ve yetişkin olduktan sonra da erkek egemen toplum düzeninde ve düşünce kalıpları içerisinde yaşadığı zorlukları anlayabilir, belki kendinizin de bu gerici düşünceler içinde kaybolduğunuzu görebilir ve bu konuda bilincinizi ve bilginizi arttırabilirsiniz.

Mutlak suretle okunması gereken kitaplar arasında tuttuğum Kadının Adı Yok'a, devamı olan Aslında Aşk da Yok'u da eklemeliyim sanırım. Ama önce Kadının Adı Yok okunmalı.. Adı olmayan bu kadın kahramanımızın tüm yaşamını görüp onu daha iyi anlayabilmek için. İyi okumalar..

ayrac3

Altını Çizdiklerim


Yarın, hiç istemediğin bir ortam yerine, çok ama çok istediğin bir yerlerde bulunmak senin elindeyken, ne duruyorsun dedim kendi kendime. (sf 14)

İnsanın kendi mutluluğunu kendinin yaratması ne güzel, ne gerçek bir sevinç! Kimse değil, ben yaptım her şeyi, ben. (sf 17).

Ah, şu ölümlü dünya, diyorum cenaze törenlerindeki gibi, hiçbir şey için üzülmeye değmez… Yaşa, yalnızca yaşa, yaşadıklarından tat al, olur olmaz şeyler için dertlenme. Yaşarken mutlu olabilmen için yapman gereken tek şey, savaşmak… Savaşarak pek çok şey edinmelisin ki, onlar sırası gelince seni mutlu etsin, güçlü kılsın. (sf 22)

Kararlılık işte diyorum, kararlılık bu… Mutsuzluğun en önemli nedeni kararsızlık ve yaşanan iç çelişkiler. Ben öylesine kararlıyım ki, artık mutsuz olmam için hiçbir neden yok. Ne olacaksa olabilir, ben karar verdim, ne istediğimi biliyorum. Ben mutluyum, kendimi seviyorum. (sf 82)

…şimdi daha güçlüyüm, şimdi yalnızlıkla daha iyi baş edebilirim, şimdi kimseye muhtaç olmamaya doğru bir adım daha attım. Kendini yaşamın akışına bırakıp dertlenmekle gelmiyor mutluluk ve özgürlük. (sf 92)

Hiçbir kadının kuşkuları boşuna değildir, hiçbir kadın erkekler gibi kıskanmış olmak için kıskanmaz, durup dururken kuşkulanmaz. Kadınlar öylesine hassastırlar ki bu konuda, bir bakış, bir sözcük, elin bir küçük kıpırtısı, hemen anlayıverirler iki kişi arasında bir başkalık varsa. (sf 98)

Başardığımızda yalnızız, başarısızlığımızda yalnızız. O zaman benden daha önemli ne var bu dünyada? Benden bana daha yakın, beni benden daha fazla sevebilecek, bana benden daha içten yardım edebilecek kim var? Bir tek benden bana kötülük gelmez. O zaman beni seviyorum, bana güveniyorum. (sf 99)

22 Temmuz 2016 Cuma

Sevginin Son Dileği - Debbie Macomber

Temmuz 22, 2016

sevginin-son-dilegi-kitap-yorumuKitabın Adı: Sevginin Son Dileği


Yazarı: Debbie Macomber


Çevirmen: Nilgün Birgül


Yayınevi: Martı Yayınları


Sayfa Sayısı: 464


Merhabalar sevgili kitapseverler! :) En çok sevdiğim ve birkaç yıldır, kitapları elime geçtikçe okuduğum yazarlardan biri olan Debbie Macomber'ın Küçük Mucizeler Dükkanı serisinin 7. kitabı olan Sevginin Son Dileği'ni bitirdim. Bu serinin kitaplarını aralıklı olarak okudum sırasıyla; hepsi birbirinden heyecanlı ve sürükleyiciydi. Şimdi, sırasıyla kitapların isimlerini yazmak istiyorum:



1. Küçük Mucizeler Dükkanı

2. Bir Yumak Mutluluk

3. Bahçemde Yeşeren Umutlar

4.Mucizeler Dükkanı'na Dönüş

5. Bir Dilekle Başladı Her Şey

6. Yeni Başlangıçlar Mevsimi

7. Sevginin Son Dileği

8. Çiçeklerimi Rüzgara Verdim

9. İyi ki Geldin
10. Bir Buket Aşk


Aylar önce Yeni Başlangıçlar Mevsimi'ni okumuştum; geçtiğimiz gün de Sevginin SonDileği'ne rastladım kütüphanede. 8, 9 ve 10. kitapları da bir an önce sırasıyla okumak istiyorum; onların da öncekiler kadar mükemmel bir kurgusu olduğuna eminim. :)


Küçük Mucizeler Dükkanı serisinde ilk kitaplardan itibaren baş kahramanlar genellikle kadındı; onların kısmen birbiriyle bağlantılı, merak ettiren, çeşit çeşit duyguları yaşatan yaşamları çerçevesinde gelişiyor olaylar. Fakat Sevginin Son Dileği'ndeki baş kahramanımız bu kez bir erkek;  bir klinikte çocuk doktoru olan Michael.


Şimdi konudan bahsetmek istiyorum biraz. Michael'in karısı Hannah, kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Michael bu acıyı uzun süre atlatamıyor ve büyük boşluk için giriyor. Karısının ölümünün üzerinden 1 yıl geçtiği gün, Hannah'nın yazmış olduğu ve ölümünden tam 1 yıl sonra Michael'ın okumasını istediği bir mektup geçiyor eline. Bu duygusal mektup Michael'e Hannah'yla iletişim kurabildiği hissini veriyor; mektup onu tekrar hayata döndürüyor, Hannah'nın mektupta yazdıklarını günlerce düşünüyor, yeni başlangıçlar yapmaya karar veriyor. Esas heyecanlı olaylar, bu kararlarından sonra başlıyor.


ayrac


--birazcık spoiler--


Hannah mektubunda Michael'e, hayata dönüp acılarını unutarak kalbini başka birine açması gerektiğini, evlenmesi ve hayatını acılara bağlı olmadan yaşaması gerektiğini yazmış. Hatta bu evlilik tavsiyesi adına, kendi tanıdığı ve güvendiği  3 kadından oluşan bir eş adayı listesi yapıyor. Michael bu mektubu defalarca okuyup üzerine iyice düşünüyor, sonunda, ölen karısının bu dileğini yerine getirmeye karar veriyor. Listedeki 2 kadınla birden flört etmeye başlıyor. O sırada listedeki diğer kadınla da tanışmanın bir yolunu buluyor. Sonradan tanıştığı o kadından hiç hoşlanmıyor ve hiç tahmin etmediği bir aşk yaşıyor.


ayrac


--ve genel yorumlarım--


Daha önceki seriler kadar heyecanlı bulamadım ben Sevginin Son Dileği'ni; çünkü olayların ne yönde gelişeceği kesin bir şekilde bellli oluyor; bir de Debbie'nin ana karakterinin bir erkek olmasına alışkın olmadığım için ben birazcık garipsedim açıkçası. Ama yine de hoş ve heyecanlı bir aşk hikayesi, merak ettiren bir olay örgüsü var. Serinin diğer kitaplarıyla kıyasladığınızda biraz zayıf kalıyor gerçekten.  Ama yinede, siz de benim gibi, bir seriyi atlayarak okuyamam diyenlerdenseniz mutlaka okuyun; zaten olaylar sürükleyici olduğundan hemen bitiyor kitap.


Önceki serilerdeki kadın karakterler hakkında da ufak ufak bilgilere rastlayabiliyoruz. Mesela, Michael'ın flört ettiği kadınlardan birisi, daha önceki kitaplardan tanıdığımız Alix karakteerinin çalıştığı, Blossom Sokağı'ndaki Fransız Kafesinin sahibiydi.


Her neyse, seriyi atlamamak için mutlaka okuyun derim ama fazla beklenti içine de girmemeli. Umarım sonraki kitaplar, en az ilkleri kadar heyecanlı ve mükemmeldir. :)


Sonraki yorumumda görüşmek üzere, iyi okumalar...