kimberley freeman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kimberley freeman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2016 Salı

Deniz Feneri koyu - Kimberley Freeman

Ağustos 30, 2016


Kimberley Freeman'ın Kır Çiçeği Tepesi kitabını daha önce okumuş ve burada yorumlamıştım. Beni çok etkileyen ve beklediğimden çok daha mükemmel ve zengin bir kitaptı. Deniz Feneri Koyu için de aynı şeyleri düşünüyorum. 


   Bu kitapta da yine günümüzde yaşayan bir kadın ve geçmişte yaşamış olan bir kadın arasındaki bağlantıları, olayları okuyoruz. 


Kitabın Adı: Deniz Feneri koyu_deniz_feneri_koyu_kitap_yorumu


Yazarı: Kimberley Freeman


Çevirmen: Duygu Parsadan


Yayınevi: Arkadya Yayınları


Sayfa Sayısı: 488


   Ana karakterlerimizden biri, 1901 yılında mutsuz bir evlillik yapmış olan İsabella Winterbourne. Diğeri de, uzun süredir birlikte olduğu evli bir adamın ölümüyle sarsılan ve yeni başlangıçlar yapmak isteyen Libby.


   İsabella, çok zengin olan Winterbourne ailesi üyelerinden olan Arthur Winterbourne ile evleniyor. Fakat yeni doğmuş bebeğini kaybedince, Arthur ile sorunlar yaşamaya başlıyor. Arthur, Isabella'nın bir türlü atlatamadığı acısını ve hislerini hiçbir zaman anlamıyor çünkü.


   Bir gün Isabella, kocası ile birlikte Avustralya parlamentosuna teslim edilecek çok değerli bir asayı götürmek üzere, uzun sürecek bir gemi yolculuğuna çıkıyor. Kötü hava koşulları yüzünden gemi batıyor ama Isabella kurtuluyor. Isabella, içinde o değerli asanın bulunduğu, kıyıya vuran sandığı da kendisiyle birlikte sürükleyerek günlerce ıssız adada yürüyor. Ölmek üzere olmasına rağmen umudunu kaybetmiyor. Sonunda bir deniz fenerine rastlayınca, bekçiden yardım istiyor. Yorgun bedenini ve ruhunu dinlendirmek için bir süre fenerde kalıyor. Deniz feneri bekçisi çok iyi davranıyor Isabella'ya.


   Yeni bir hayata başlamayı istese de Isabella yepyeni sorunlarla, acılarla başa çıkmak ve Winterbpurne ailesiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalıyor.

   Ve diğer ana karakterimiz, günümüzde yaşayan Libby. Yaşlı sevgilisi ölünce Libby, Paris'ten ayrılıp büyüdüğü kasabaya, Deniz Feneri Koyu'na geliyor. Ölen sevgilisinin onun için satın almış olduğu fener evinde kalmaya başlıyor. Burada, 1 asır önce batmış olan bir gemi hakkında araştırma yapmasını gerektirecek işleri çıkıyor. Bu yolla, 1 asır önce orada etkileyici bir hayat yaşamış olan Isabella'yla ilgili de bazı ilginç şeyler keşfediyor. Libby bir yandan gemi le ilgili araştırmalar yaparken ve sevgilisinin ölümünün acısını dindirmeye çalışırken diğer yandan da hep o kasabada yaşamış olan kız kardeşi ile arasındaki sorunlarla uğraşıyor.


kitap


  Farklı yüzyıllarda yaşamış bu iki kadının hikayeleri beni yine derinden etkiledi, hiç anlamadan bir baktım ki kitap bitmiş. Bir çırpıda okunan, elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap Deniz Feneri Koyu. Gerçekten çok heyecanlı bir kurgu ve olay zincirine sahip.  Kesinlikle tavsiye ediyor, yorumlarınızı da buraya bekliyorum. :) İyi okumalar...


kitap


Altını Çizdiklerim


Kendi kendine üzülmeyeceğini, her sabah güneş doğup gökyüzü aydınlandığı sürece üzülmenin anlamsız olduğunu söylemişti. (sf 331)


Çok fazla şey istiyordu. ve çok şey isteyenler, çoğu zaman her şeyi riske atacak kadar aptalca davranırdı. (sf 372)

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Kır Çiçeği Tepesi - Kimberley Freeman

Temmuz 25, 2016
Kitabın adı: Kır Çiçeği Tepesi

kir_cicegi_tepesi_kitap_yorumuYazarı: Kimberley Freeman

Çevirmen: Duygu Parsadan

Yayınevi: Arkadya yayınları

Sayfa sayısı: 540

Bestseller romanlara karşı birçok okuyucu önyargılı bakar; konularının basit, ve okumanın da zaman kaybı olduğunu düşünenler. Kır Çiçeği tepesi kesinlikle bu önyargıyı yıkacak nitelikte bir kitap. İnsanı derinden etkileyen, bazı yerlerde çok duygulandıran, bitirene kadar elimden bırakamadığım, harika bir romandı. 

Konusu şöyle. İki ana karakterimiz var: Beattie ve Emma. Yaklaşık 1 asır arayla yaşayan bu torun ve büyükkanenin hayat hikayelerini ayrı ayrı bölümler halinde okuyoruz.  Beattie, 20li yıllarda gençliğinin baharında olan bir kız. Aşık olduğu sevgilisi Henry'den hamile kalıyor. Henry aslında, pek sevmediği başka bir kadınla evli.

Beattie'nin evlilik dışı bebeğini  aldırma süresi  geçince mecburen ailesi öğreniyor. Ailesi eski zamanın bağnaz ve tutucu insanlarından oldukları için, Beattie'yi evde istemiyorlar. O da bebeğini doğurana kadar kalacağı, doğurduğu bebeği de bir aileye evlatlık vereceği bir kurumda kalmaya başlıyor. Fakat Henry onu buluyor ve birlikte Londra'ya kaçmak istiyor. Karısını terk etmişve aşık olduğu kadınla yeni bir hayat kurmak istiyor. Fakat işler Beattie'nin umduğu gibi gitmiyor...

divider_ribbon2

Diğer ana karakterimiz de Emma. Ünlü bir balerin, ama ayağını sakatladığı için bir daha bale yapamayacak. Bu durumdan dolayı çok umutsuzuğa düşüp hayat enerjisini yitiren Emma, ailesinin yaşadığı Avustralya'ya gidiyor. Ölen büyükannesinin ona bıraktığı çiftlik ve eski evle ilgilenerek oyalanıp acısını unutacağını düşünüyor. Büyükannesi Beattie bu eve mektuplarını, fotoğraflarını, hayatına dair her şeyi kutulayarak saklamış. Emma bu evi temizlerken, büyükannesiyle ilgili çok şaşırtıcı gerçekler ve sırlar keşfediyor.

Konu, bu çerçevede ilerliyor ve kesinlikle bitirene kadar elimizden kir_cicegi_tepesi_kimberley_freemanzor bırakıyoruz. Bir kadının çekebileceği acıları, zorluklara ve dayatmalara rağmen nasıl umuduğu koruyabildiğini görüyoruz ve karakterlerin yaşadıkları tüm duyguları kendi içimizde hissediyoruz. Fakat gözlemlerime şunu da eklemeliyim ki Beattie karakteriyle ilgili çıkardığım şey, yaşadığı birçok olumsuzluğun sebebinin duygulrını kontrol edememesi ve duyguları ile karar vermesi olduğuydu....

Yani bu sürükleyici kitaptan çıkarılacak birçok ders var. karakterlerin hayat tecrübelerini kendiniz yaşamışçasına hissedeceksiniz.

ayrac2
Altını Çizdiklerim

Dünyada iki çeşit kadın vardır, Beattie: Bir şeyler yapanlar ve kendisine bir şeyler yapılanlar. Sen ilki olmayı dene. (sf 45)

Bir kitabı bir kez okudun mu, sen ve o bir ömür boyu birbirinize ait olursunuz. (sf 76)

…Şimdiyse sahip olduğum tek şey gözyaşlarımdı ve onlardan son derece sıkılmıştım. (sf 86)

‘’Lucy,’’ dedi Beattie, ‘’üzgünüm tatlım, ama buradan çıkıp yürümeye devam etmek zorundayız.’’

‘’Neden?’’

‘’Çünkü işler sarpa sardığında,  güçlü insanlar yollarına devam ederler.’’ (sf 141)

Gözyaşları hiçbir zaman bizden izin almaz. (sf 278)

Yaşlı insanlar hakkında yapabileceğimiz en büyük yanlış, bir zamanlar onların da genç olduğunu unutmaktı. (sf 421)