yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2016 Çarşamba

YABANCI - ALBERT CAMUS

Eylül 28, 2016
KİTABIN ADI: YABANCI 0000000064464-1

KİTABIN YAZARI: ALBERT CAMUS

BASKI YILI: 1996

SAYFA SAYISI: 90

YAYIN: CAN YAYINLARI, ÇAĞDAŞ DÜNYA YAZARLARI DİZİSİ

NAÇİZANE PUANIM: 7.6/10

 

-Yabancı-


Kısaca...


Romanın kahramanı Mersault, gerçeklikten algıladığını yorumlamakta güçlük çeken, varoluşun anlamını arayan ve etrafında yaşananlara karşı duruşu itibarıyla 'Yabancı' bir adamdır. Mersault bir gün şuursuzca Arap asıllı bir adamı öldürür ve ardından yargılanma süreci başlar. Bu süreç içerisinde Mersault'un bilinç akışını yakından takip eder ve hissettiklerine ortak bir duygu durumu geliştirmiş oluruz.


Yaşamın getirdiklerini sorgusuzca kabul eden bir adam...


Kitap, Mersault'un annesinin ölüm haberini almasıyla başlar. Cenaze töreni sırasında ve ardından gerçekleşen olaylar Mersault'un perspektifinden anlatılır. Sevgilisiyle olan ilişkisi dahil diğer insanlarla arasında aşılamaz bir soğukluk olduğunu sezdiğimiz Mersault'un hissettikleri tensel zevklerin ötesine geçemez.


Mersault'un 'arkadaşıyla' arasında münakaşa yaşadığı Arap asıllı adamı öldürdüğü gün aynı zamanda hayatının da değiştiği gündür. Bu suçtan yakalandığında ve yargılandığı zaman bile kendini ifade etmeye gerek duymaz. Hiçliğin içinde varlığını sürdüren Mersault idam edileceğini öğrendiğinde de tepkisizdir. Ta ki yüzleştiğinde kendini ifade etmeye değer biriyle karşılaştığı ana kadar. Bu kişi ise hapishanedeki hücresinde onu ziyarete gelen peder olur. Pederle tartıştığı sırada Mersault'un her şeye olan inançsızlığının nedenlerini öğrenmiş oluruz.


Olacaklar olur...


Okuyucu kitabı okurken Mersault'la özdeşleşmenin zor bir durum olmasına karşın almış olduğu cezanın geri çekilmesini istiyor çaresizce... Fakat hayatta bazı kararlar alınmıştır ve bunu yaşamaktan başka çareniz yoktur. Yabancı, olan şeylerle mücadelenin, edilse de edilmese de bazen bir şeyleri değiştirmediğini gösteriyor.


-içinden...




Bir insan yaşamının yarısı söylenmeyeni anlamakla, başını çevirmekle, susmakla geçer.


...tuhaf biri olduğumu, beni kuşkusuz bu yüzden sevdiğini ama belki günün birinde yine aynı sebepten nefret edebileceğini mırıldandı...


İnsan, hayatını hiç değiştiremez ki. Zaten herkesin hayatı birbirinin aynıdır.


Öyle bir gün geliyor ki, insan olması gerektiği yerde olmak istiyor. Ama kimi kez yaşamak için, intihar etmekten daha çok cesaret gerekiyor.




Son olarak...


Yabancı, gerçekleşenlere toplumun kabul edebileceği tepkiler dışında tepkiler vermek veya tepkisiz kalmak gibi tavırlar sergilendiğinde; aykırı olduğunuzda karşılaşabileceğiniz durumlara iyi bir örnek. Öte yandan tepkisizliğin kendiniz için bile ne kadar tehlikeli olabileceğini ve kendi içinizde, derinlerde bir başka benlik olduğunu görebileceğiniz bu kitabı okumayı seçtiniz...


İyi okumalar.

24 Eylül 2016 Cumartesi

Kanlı Hasat - Mort Castle

Eylül 24, 2016
   Mort Castle’ın ismini, bu kitabı okuyana kadar hiç duymamıştım. Kanlı Hasat sürükleyiciydi fakat bence kurgusu zayıf bir cinayet romanıydı.

   Arvo yayınlarından çıkan Kanlı Hasat kitabının kapağına bakıncayazıların üzerinde gördüğümüz kan lekeleri ve kitabın isminin de vahşeti çağrıştırması her baktığımda biraz irkiltiyor beni.

kanli_hasat_kitap_ozeti_konusu_yorumlari-1

Kitabın Adı: Kanlı Hasat

Yazarı: Mort Castle

Çeviri: Meral Harzem

Yayınevi: Arvo yayınları

Sayfa Sayısı: 352

Şimdi konudan, sonra da genel yorumlarımdan bahsetmek istiyorum. Kitabın giriş bölümünde, 2 adamın işlediği sebepsiz bir cinayet anlatılıyor. Sonraki bölümlerde de Michael Louden ve ailesini anlatmaya başlıyor Michael’in güzel bir karısı ve 2 küçük kızı var.

Bir gün Louden ailesinin alkolik komşusunun köpeği ve sonraki günlerden birinde de o alkolik komşu öldürülüyor.

[caption id="attachment_662" align="alignright" width="300"]1946 doğumlu Mort Castle, Chicago'daki Columbia College'da yazarlık ve araştırma ile ilgili eğitimler vermektedir. 1946 doğumlu Mort Castle, Chicago'daki Columbia College'da yazarlık ve araştırma ile ilgili eğitimler vermektedir.[/caption]

Yazarımız daha kitabın en başında katili açıklamıştı: iyi bir aile babasıymış gibi davranan Michael Louden. Michael, kan dökmeyi ve acı çektirmeyi çok seviyor ve çevresindeki hiç kimseye fark ettirmeden planlarını uyguluyor. Yıllar

önce, çocukken gittiği bir kamptaki gözetmen ona bu acımasızlığı öğretmiş. Kan dökmeyi seven bu insanlar kendilerine ‘’Yabancı’’ ismini veriyorlar. Toplum içerisinde oynadıkları rollerin altında kendi acımasız kişilikleri saklanıyor çünkü.

‘’Bir bedenin içinde saklanmış ikinci bir kişilik! ‘Seni seviyorum’ derken aslında sizden nefret ediyor. Gözlerinizin içine aşk veya şefkatle değil, öfkeyle ve kinle bakıyor. ‘’

Michael Louden, o kamp gözetmeni ve patronu ile iş birliği içinde uyguluyor bazı cinayetlerini. Ama sıra Michael’in karısı ve 2 küçük kızını öldürmeye gelince, çok farklı şyler çıkıyor ortaya. Kitabın sonunda da şok edici gerçeklerle karşılaşıyoruz.

ayrac3
-Genel Yorumlarım-

   Yalnızca katilden bahsedilen ve tüm suçluların açıkça belli olduğu bir cinayet okuduğumu hatırlamıyorum daha önce. Polislerin ve dedektiflerin araştırmalarına eşlik ettiğimiz, katili kitabın sonuna kadar bilemediğimiz cinayet romanlarını seviyorum ben.  Dolayısıyla Kanlı Hasat kitabının tarzı bana pek hitap etmedi.

Hiçbir dedektif ya da polis olmaksızın sade e katil ve çevresinin hayatlarına tanıklık ediyoruz bu kitapta. Kurguyu da çok sağlam bulamadım. Son sayfalardaki şaşırtan olaylar olmasa çok başarısız diyebilirdim ama katil belli olmasına rağmen yine de heyecanlı bir kitap.

Klasik polisiye romanlardan farklı bir şey okumak isterseniz tavsiye ediyorum. Ama etkileyiciliği ve sağlam kurgusu olmadığı sürece cinayetve polisiye okuyamam diynlerdenseniz kesinlikle tavsiye etmiyorum…

Şimdi çay yapıp yeni kitabıma başlamaya gidiyorum. Malum, tatilin şu son birkaç gününü olabildiğince dolu geçirmem gerektiğini hissediyorum. : D Hepinize iyi okumalar, hoşça kalın…

ayrac3
Altını Çizdiklerim

Korku, zaman kavramını yok eder. Çünkü korkunun kendi zaman dilimi vardır. (sf 268)