27 Aralık 2017 Çarşamba

Öksüzler Treni - Christina Baker Kline

Aralık 27, 2017
 Herkese selamm :) Arkadya yayınlarından çıkmış olan Öksüzler Treni kitabını yorumlayacağım. Sıkıcı bir kitap değildi ama nedenini anlayamadığım bir şekilde elimde sürünen, bir iki hafta içerisinde ancak bitirebildiğim, araya başka kitaplar sıkıştırdığım bir kitaptı. Arkadyadan okuduğum hiçbir kitapta böyle hissetmemiştim daha önce; hepsi aşırı sürükleyici ve en fazla 2 günde biten kitaplardı. Bu yüzden öksüzler treni beni biraz şaşırttı. Neyse, konudan biraz bahsedip genel yorumlarımı ayrıntılı olarak yapayım. 



Kitabın Adı: Öksüzler Treni

Yazarı: Christina Baker Kline

Çevirmen: Duygu Parsadan

Yayınevi: Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 368


Konu

Kitapta 2 ana karakter var; birisi 16 yaşında, koruyucu ailesiyle yaşan ve problemleri olan 16 yaşındaki Molly. Diğer ana karakter de çok yaşlı bir kadın olan Vivian. Molly, kütüphaneden kitap çalmaya teşebbüs ettiği için toplum hizmeti cezası alıyor ve yaşlı bir kadının çatı katını temizlemesine yardım ederek bu cezayı tamamlayabileceği bir fırsatla karşılaşıyor. Kitapta Molly'nin günümüzde yaşadıkları ve Vivian'ın çocukluğundan itibaren yaşadıkları bölüm bölüm anlatılıyor.

 Vivian, daha küçücük bir kız çocuğuyken öksüz kalıyor ve onun gibi binlerce öksüz çocuğun evlat edinilmek üzere yolculuk yaptıkları bir trende yolculuk etmek zorunda kalıyor. Verildiği ailelerde açlık, sefalet, taciz, şiddet gibi zorluklarla karşılaşıyor. Ama hayatı bir şekilde değişiyor ve yıllar sonrasında Molly'e bu zorluklarla dolu hayatını anlatıyor.


Genel Yorumlarım

Konusu ilginç ve sürükleyici gibiydi ama bence daha çok zenginleştirilebilirdi. Anlatımından mı konusundan mı bilmiyorum ama ben biraz sıkıldım okurken. Belki de araya zaman koyarak parça parça okuduğum için böyledir.

22 Aralık 2017 Cuma

Hayat Seçimlerden İbarettir

Aralık 22, 2017


Siyah ve beyaz

Mutluluk ve hüzün

İyilik ve kötülük

Ne güzel duruyor siyahın üstünde beyaz.Hüznün içindeki acı yaşlarla örtülmüş gün yüzüne çıkmaya korkan mutluluk gibi.Kötülüğün içindeki etrafı dikenli duvarlarla çevrili cesareti kırılmış ,sıkışıp kalmış ,benliğini kaybetmeye başlayan iyilik gibi.

Sizin içinizdeki mutluluk da ortaya çıkmaktan korkuyor galiba.Onu o kadar az benimsemişsiniz ki ne olduğunu bile unutmuşsunuz.Hatta o kadar vahim ve zavallısınız ki başkasının hüznü sizin mutluluğunuz.Siz o kadar yanlışsınız ki iyiliği kötülük için kullanır olmuşsunuz.Galiba sizin içinizdeki iyilik tamamen benliğini yitirmiş.Sizde bu yüzden yitiksiniz işte.Oradan oraya savrulup duruyorsunuz.Aradığınızı bulduğunuzu düşünüp mutlu olduğunuzu sansanız da sonunda yine kendinizi en dipte buluyorsunuz.İşte bu yüzden gerçek mutluluğu yakalayanların sinsice peşinde dolanıyorsunuz.Ama biliyor musunuz? Biz o kadar doğruyuz ki bunu bilmemize rağmen size elimizi uzatıyoruz.Siyahın içindeki beyazın farkındayız çünkü.

Emin olun bir gün sizin de sayfanız aydınlanmaya başlayacak.Tek yapmanız gereken yeni bir sayfa açmak aslında.Tüm o karanlık geçmişinizi unutun.Hepsi size bilgelik ve olgunluk katmak için yaşandı ve bitti.Bunu anlayın.Başkalarından çıkarmayın bunların acısını.Suçu arayacaksanız kendinizde arayın.Çünkü hayatınızdaki her şey kendi seçiminiz.Yaşamın örümcek ağını ören insanın kendi değildir.O bu ağda sadece bir teldir.BU AĞA YAPTIĞI HER KATKIYI ASLINDA KENDİ KENDİNE YAPMIŞTIR.

Hadi siz de kendi kendinize oluşturduğunuz bu ağı yeniden yapılandırın.Bugüne kadar ne yapmayı seçtiyseniz tam tersini yapmayı deneyin.Emin olun hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz.

7 Aralık 2017 Perşembe

Otomatik Düşünceleriniz Farkına Varmak

Aralık 07, 2017

  1. Duygularınızdaki değişimleri gözleyin
İlk adım, ne düşündüğünüzün farkına varmaktır. Genellikle düşüncelerinizden çok, duygularınızın farkında olduğunuz için, düşüncelerinizi yakalamanın en kolay yolu, duygularınızdaki değişmeleri ipucu gibi kullanmaktır. Kendinizi bir anda, biraz önce olduğunuzdan daha kederli, endişeli, üzgün ya da umutsuz hissederseniz, ya da ağlamak istediğinizi fark ederseniz, bu duygu değişimi sırasında, zihninizden neler geçtiğini yakalamaya çalışın ve bir yere kaydedin.

Birkaç gün içinde, duygularınızdaki değişimlere daha duyarlı olmaya başladığınızı ve o duyguları harekete geçiren düşünceleri fark edebildiğinizi göreceksiniz. Aynı düşüncelerin, zihninizden tekrar tekrar geçtiğini de anlayacaksınız. Bu durum ister depresyonda olalım, ister olmayalım, hepimiz için geçerlidir.

  1. Düşüncelerinizi sayın
Olumsuz otomatik düşüncelerin farkına varmanın bir başka yolu, onları saymaktır. Bunu, yanınızda her düşünceyi bir çetele tutarak kaydedeceğiniz küçük bir kart taşıyarak yapabilirsiniz. Bu yöntem, sadece olumsuz düşüncelerinizin farkına varmanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bu düşüncelerinizi kağıda döküp onlara uzaktan bakmanıza da yardımcı olur.

Düşüncelerinizi bu şekilde, dışarıdan gözlediğinizde, sizi etkileme ve üzme güçleri de azalacaktır.

Bu işlemin sonunda düşündüğünüzden de çok olumsuz düşünceniz olduğunu fark edeceksiniz. Paniğe kapılmayın. Bu yalnızca, sizin onları yakalama konusunda ustalaştığınızın bir göstergesidir. Bir süre sonra bunların sayısı azalacaktır.

Eğer kendinize, "Bu kadar çok olumsuz düşüncem varsa, mantıklı düşünemiyorum demektir. Herhalde yetersiz ve zayıf bir insanım." Diyorsanız, bu tür düşüncelerin de depresyon işareti olduğunu hemen hatırlayın. Bunlar sizin kişiliğinizi yansıtmaz. Grip olan birinin ateşi varsa, bunu, onun zayıflığının yetersizliğinin işareti olarak mı görürsünüz?

  1. Düşüncelerinizi yazın
Otomatik düşüncelerinizin, nasıl olup da sizi rahatsız eden duygulara yol açtığını fark etmek için bir başka yol da, bu düşünceler zihninizden geçer geçmez, onları kaydetmektir. Bazı çevresel nedenlerle bunu o anda kaydetmek mümkün olmayabilir. Bu durumda duygularınızın zihinsel bir kaydını tutup, fırsat bulduğunuzda kağıda dökün. Düşüncelerinizi yazarken aşağıdaki planı uygulayabilirsiniz:

 Hangi duyguları yaşadınız?

0-10 arası bir cetvelde değerlendirecek olursanız, yaşadığınız duygu ne kadar rahatsızlık vericiydi? Duygularınızın size ne kadar rahatsızlık yaşattığını kaydetmenizin bir yararı, sıkıntınızın derecesini ayırt etmenize yardımcı olmasıdır. Bu yöntemle ayrıca, sıkıntınızı azaltıp azaltamadığınızı da kontrol edebilirsiniz.

Söz konusu duygularınız oluştuğu sırada, içinde bulunduğunuz durumu da yazın.

Tam olarak ne yapıyorsunuz? Neler düşünüyordunuz? Birkaç sözcükle, ayrıntılara girmeden, bu durumu belirtin.

Daha sonra, o sırada içinizden geçen otomatik düşünceleri yazın. Bu düşünceleri hiç yorumlamadan, değiştirmeden, zihinnizden geçtiği gibi kaydedin. Düşünceleriniz zihninzden sözcükler biçiminde değil de, bir görüntü biçiminde de geçmiş olabilir. Örneğin, kendinizi evinizde yalnız başınıza, konuşacak kimseniz yokmuş gibi hayal etmiş olabilirsiniz.

26 Kasım 2017 Pazar

Kişiyi Hareketsizliğe İten Düşünceler

Kasım 26, 2017
  Yorgunluk, isteksizlik, ilgi kaybı, hiçbir şeyden zevk almama, motivasyon kaybı ve uyuşukluk gibi durumlar depresyon belirtisi olabilir. Bunlar kişiyi gittikçe artan bir hareketsizliğe götürür. Hareketsizlik ise şu sorunlara yol açabilir:

Kendini eleştirme

Suçluluk

Diğerlerinden gelen eleştiriler

Yapılacak işlerin dağlar gibi birikmesi vb.

Hareketsizlik, aslında insanın kendine zarar vermesine yol açan bir durumdur. Hareketsizliğin kendisine iyi geldiğini söyleyen bir tek insan olacağını sanmıyorum. Tersime, insan ne kadar çok zevkli iş yaparsa, kendini o kadar iyi hisseder. Bu yüzden depresyondaki kişiler daha çok iş yapmak için uğraşmazlar.

Bazı iyi niyetli arkadaş ya da akrabaları, depresyon geçiren birine, "Haydi, kendini topla ve işine bak." dediklerini duymuşsunuzdur. Aslında bu tip bir tavsiyenin ona pek yararı yoktur. Çünkü kişi zaten, aynı şeyi kendisine uzun zamandır söylemekte, ama pek başarılı olamamaktadır. Onun kendine söyledikleri bununla da kalmamaktadır. Ayrıca, "Hiçbir işe yaramıyorum. Tembelim. Düşüncesizim." gibi sözleri de sık sık tekrarlamaktadır. İnsanın kendine bu tür şeyler söylemesinin hiçbir yararı olmadığı gibi, kendini daha da kötü hissetmesine yol açar.

Hareketsizliğin bir nedeni de fiziksel olabilir. Çünkü, depresyon sırasında insanın bedeninde ve beyninde bazı fizyolojik değişmeler olmaktadır. Ama önemli bir nedeni, bizim kendi kendimize söylediğimiz, zarar verici o sözlerdir.


Kişiyi Hareketsizliğe İten Düşünceler


Aşağıda, zaman zaman hepimizin kendi kendimize söylediğimiz bazı zarar verici cümlelerden örnekler verilmiştir. Bakın bakalım, bunların bir kısmını tanıyacak mısınız? Önce bu düşünceler ve ardından bunlarla başa çıkabilmek için size yardımcı olacak öneriler verilmiştir.


1. Yapılacak çok şey var. Artık işlerle başa çıkamıyorum.

Önce en gerekli olanı yapmalıyım. Belki de o zaman karşıma böylesine korkunç bir liste çıkmaz. Her şeyi bugün yapmak zorunda değilim. İşleri adım adım ele alabilirim.

2. Çok zor!

Zor görünüyor, çünkü şu sırada depresyondayım. Daha önceleri çoğu kez buna benzer işler yapmıştım.

3. Zaten şu ana kadar yeterince zaman harcadım. Şimdi hiçbir şey yapmanın anlamı yok. Kendimi daha bile kötü hissedebilirim.

İşleri "yapmamak" benim kendimi daha iyi hissetmeme yol açmayacak. Bir şeylere başlayabilir ve neler olduğuna bakabilirim.

4. Hoşuma gitmeyecek.

Nereden biliyorum? Yine falcılık yapmaya başladım. Deneyip göreyim.

5. İşler kendimi daha iyi hissedinceye kadar bekleyebilir..

Bu işi gerçekten yapmak isteyinceye kadar beklersem, belki de hiç yapamayabilirim. Belki şimdi başlarsam, kendimi daha iyi hissedebilirim.

6. Ne anlamı var ki... kendimi daha iyi hissetmeme yardımcı olmaz.

İşi yapmaya başlayınca, en azından yapamıyorum diye düşünmek zorunda kalmam. Beni rahatlatmayacağını nereden biliyorum? En azından kendimi daha kötü hissetmem.

7. Bu işi eskisi kadar iyi yapmam mümkün değil.

Öyle olabilir. Ama belki de kendime kötü not vermemin nedeni, gerçekten yapamamam değil de, depresyonda olmamdır. Önemli olan benim o işi yapmam. Kusursuz yapmam değil.

8. Dün mutfağı temizledim de ne oldu sanki?...

Normalde, bu belki de çok büyük bir iş değil. Ama şu anda, benim için korkunç derecede zor bir iş.. buna rağmen yaptığıma göre, kendime bir ödül verebilirim.

 

6 Kasım 2017 Pazartesi

11 Saniyede Uykuya Nasıl Dalınır?

Kasım 06, 2017
11 Saniyede Uyguya Nasıl Dalınır?

Bunu herkes yapabilir. Hatta tedavisi imkansız bir uykusuzluk çektiklerini sanan, ama aslında nasıl uyuyacaklarını bilmedikleri için bu derdi çeken sinirleri gergin kimseler bile bundan faydalanabilir. İşte nasıl uyuyacağınız:

Aşağıdaki dört kolay, birbirine bağlı kısımları tamamlamak için 11 saniye yeterlidir:

  1. Vücudunuzu Gevşetin: Vücudun gevşetilmesi için daima tavsiye edilen usüllerden en etkili bulduğunuz usülü uygulayın. Vücudunuzun ağırlaştığını düşünün..veya hafiflediğini (adeta yüzdüğünüzü) hayal edin. En sevdiğiniz uyku biçimini alarak rahat bir şekilde yatın.

  2. Yüzünüzü Gevşetin: Özellikle alnınız gevşetmeye dikkat edin. Çenenizi gevşek tutmayı da unutmayın. Böylece dişlerinizi de gıcırdatmazsınız. Üst ve alt dişleriniz birbirine dokunmamalıdır.

  3. Daha da önemlisi, gözlerinizi rahatlatın: Gözlerinizi hafifçe yumun ve huzur içinde gözlerinizin tamamıyla "boş boş" baktığını, hiçbir his ve heyecanı olmadığını düşünün.

  4. En Önemlisi, bütün hayali resimleri silin: Kafanız tamamiyle bomboş olmalı. Hiçbir hayali resim bulunmamalı.



 Siyah rengi hayal edin: Kafanıza tam bir karanlığın dolduğunu düşünün. Karanlık, kafanıza yumuşakça, hoş bir şekilde ve tamamiyle yayılsın. Böylece bir hayali resim belirmeye kalkıştığı zaman bunun etrafını siyahlık sarsın. Siyah renk bunu bulanıklaştırsın ve usulca silsin. Sadece karanlık kalsın. O zaman uyku birden bire gelir.

Önceleri pek de emin olmayan kimselerin azim ve kararla davranmaları gerekir.

Kafalarının karanlıkla, siyah renkle dolduğunu hayal etmekte güçlük çekenler, yumuşak, kadife perdeler asılmış geniş bir kadife duvarı hayallerinde canlandırabilirler. Yumuşak doku ve kadifenin kıvrımları, birkaç saniye için bütün hayali resimleri gizler ve sizin uykulu dikkatinizi çekerken siz de dalıp gidersiniz.

 Donuk Griyi Hayal Edin: Bazı kimseler siyah rengi düşünmek yerine, gri rengi düşünmeyi tercih edebiliriler. Gri rengi daha yumuşak ve dinlendirici bulabilirler. Griyi düşünmek de siyahı düşünmek kadar etkilidir. Ama grinin bütün hayali resimleri silecek kadar donuk olması şartıyla. Zaten bütün gaye budur: hiçbir hayali resim olmaması.

Bütün gaye, canlanmamaktır. Onunu için de kırmızı, sarı, turuncu gibi canlandırıcı renkler-veya herhangi bir rengin parlak tonlarını- hayal etmemelisiniz.

Yoğun bir sisi hayal edin: Bu usülde kafanızı tamamiyle saran yoğun bir sisle bütün hayali resimleri arar ve onları görünmez hale sokarsınız. Hayali resimlerin bu şekilde "sislendirilmesine"  kafanızı ince sis tabakalarıyla doldurarak başlarsınız. Sonra bunları yoğunlaştırarak yumuşak sis bulutları haline sokarsınız. Daha sonra da bütün hayali resimleri örten yoğun bir sis haline.

11 saniye içinde uykuya dalmayı bekleyin, ama saymayın!...

M. R. KOPMEYER

5 Kasım 2017 Pazar

Başarmamak İçin Bir Sebep Yok!

Kasım 05, 2017
 Bir yaban arısı kanatlarının çapı ve ağırlığı itibariyle aerodinamic kanunlarına gör asla uçamaz. Tüm fizikçiler bu konuda aynı şeyi söylüyorlar. Ama yaban arısı uçuyor. Neden uçtuğunu sorarsanız, bence aerodinamic kanunlarını bilmediğinden uçuyor. Zavallı yaban arası bu kanunları bilseydi uçmaması gerektiğini düşünür ve asla uçamazdı.

O halde başarıyı ve başarısızlığı getiren faktörlerdir, duygulardır, inançlardır.

1950'li yıllarda atletizm otoriteleri 1 milin asla 4dakikanın altında koşulamayacağını  düşünüyorlardı. Hatta birçok doktor da insan fizyolojisinin 1 mili 4 dakikada koşmaya yetmeyeceğini söylüyordu. Atletler de uzmanlara inandıklarından 1 mili 4 dakikanın altında koşmayı düşünmüyorlardı.  Bu yarış yapılırken düşündükleri tek şey 1'İnci, 2'nci ya da 3'üncü olmaktı.

Ancak uzmanlara inanmayan bir atlet ortaya çıktı: Roger Bannister. "Ben 1 mili 4 dakikanın altında koşacağım." Dedi.  Her gün yaptığı fiziksel antrenmanların yanında zihinsel antrenmanlar da yapmaya başladı. Yolda yürürken, otururken, yemek yerken, banyodayken düşündüğü tek şey buydu. Skorboardda yazan sonuç: 3.59. bütün tribünler ayakta. İnanılmaz bir ses çıkıyor. Roger Bannister skorboardı görüyor , tüm tribünlerin ayağa kalktığını görüyor, tribünlerden çıkan sesi duyuyor ve ipi göğüslediği anı hissediyordu.

İşin asıl ilginç tarafı, o yıl 12 kiş idaha 1 mili 4 dakikanın altında koştu.

Arzuladığınız güzel şeylerin olacağını düşünerek bilinçaltına kesin emirler verin ve onların yerine getirildiği aşamaya kadar o müthiş heyecanı yaşayın.

Oğuz Saygın

Sağlıklı Beslenme Alışkanlığını Geliştirmek İçin

Kasım 05, 2017
Birçoğumuz farkındayız ki sağlıklı beslenmek kilomuzu olması gerektiği seviyede tutar, sağlık problemleri yaşamamızı engeller ve yaşa bağlı sorunları da hafifletir ve geciktirir. 



Sağlıklı beslenebilmek için, sürekli diyet yapmak zorunda değilsiniz ve yapmamalısınız da. Çünkü sürekli olarak besin değeri az olan gıdalar tüketmek de kötü sonuçlar doğurabilir. Eğer düzenli ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmek istiyorsanız, uzun vadeli değişiklikler yapmalısınız. Kategorilenmiş diyetler sağlıksız ve geçici çözümlerdir.

Dengeli yemeye ve olabildiğince çeşitli gıdalar tüketmeye odaklanmalısınız. Yalnızca birkaç küçük değişiklikle ve kararlılıkla, beslenme alışkanlığınızı sağlıklı ve dengeli bir hale getirebilirsiniz.

  Yeme Alışkanlıklarınızı Değiştirmeye Hazır Olmalısınız

Doktorunuzla konuşun.

Sağlık durumunuza ve kan değerlerinize göre nasıl beslenmeniz gerektiğini doktorunuza danışın. Öğünlerinizi belirlerken neyi ön planda tutmanız gerektiğini, vücudunuzun hangi vitaminlere ihtiyacı olduğunu öğrenin.

Yemek Günlüğü Oluşturun

Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeye başlamadan önce küçük bir defter tutun.Bu deftere gelişmeleri kaydetmek, başarınızı kanıtlayacak ve daha kararlı olmanızı sağlayacaktır. En az 1 hafta boyunca neler yiyip içtiğinizi deftere kaydedin. Hiçbirini atlamamaya özen gösterin.

1 haftanın sonunda, değişiklikler yapılmasını düşündüğünüz noktaları işaretleyin. Örneğin, yeterince su içmediğinizi ya da kahvaltıyı çok fazla atladığınızı ele alabilirsiniz.

Yapılacaklar Listesi Hazırlayın

Değişiklik yapacağınız yerleri bulduktan sonra, bunları somut fikirlerle kağıda dökün ve maddeler halinde yazın.

Size Katılacak Birini Bulmaya Çalışın

Ailenize ya da bir arkadaşınıza, hayatınızda yapacağınız bu değişikliklerden bahsedin ve size katılmalarını önerin. Böylece hem kendileri için iyi  bir şeyler yapmalarına vesile olmuş olacaksınız, hem de birbirinize destek ve cesaret vermiş olacaksınız.

İnternet üzerindeki online diyet gruplarına da katılabilirsiniz.
Değişim Süresince Yapmanız Gerekenler

Her Gün Düzenli ve Belirli Gıdalar Alın

Gün boyunca yeterli kaloriyi almanız ve yorgun düşmemeniz önemlidir. Öğünleriniz yetersiz olursa veya tükettiğiniz gıdalar çok besleyici olmazsa, gün içinde kendinizi yorgun ve halsiz hissedebilirsiniz. Bunu yaşamamak için besleyici gıdalar tüketmeli ve aynı zamanda beslenme listenizde besin değeri yüksek, protein açısından zengin gıdalara yer vermelisiniz.

 Bir araştırmada farelere 1 öğün doyasıya gıda veriliyor ve günün geri kalanında oruç tutmaları sağlanıyor. Bu şekilde beslenen farelerde yağlanma ve halsizleşme oranının, düzenli beslenen farelere göre çok daha fazla olduğu saptanıyor.

Gün içerisinde yoğurt, meyve, kuruyemiş, haşlanmış yumurta, peynir gibi besleyici ve kalorisiz gıdalar tüketerek açlık hissi ve halsizliğin önüne geçmiş ve sağlığınıza yatırım yapmış olursunuz.

25 Ekim 2017 Çarşamba

Düşünceleriniz Hayatınızı Kontrol Eder

Ekim 25, 2017
İçin için kafanızda hayaller olarak gördüğünüz DÜŞÜNCELERİNİZ hayatınızı kontrol eder ve geleceğinizi kararlaştırırlar. Bunlar, hayatınızın nasıl inşa edileceğini gösteren manevi bir plan gibidirler.

Eski Roma'nın büyük imparatoru ve filozofu Marcus Aurelius şöyle yazmıştır: "Hayatımız düşncelerimizin yarattığı bir şeydir." Hakikaten de böyledir. Düşüncelerimiz, şuur altımıza yansıyan hayali resimlerdir. Bu da bizi hayal ettiğimiz kişiliğimize dpğru götürür veya ona doğru çeker.

Modern psikoloji alanındaki yeni buluşlar da bu hakikati tekrar tekrar ispatlamaktadır: "İnsanların hayal ettikleri bir kişilikleri vardır ve sonunda hayal ettikleri insan halini alırlar."  İnsanın hayal ettiği kişilik, kafasında canlandırdığı resimdir.

Jonathan Edwards, kafamızdaki hayallerin bizi daima yönettiğini açıklamıştır.  Onun sözlerini olduğu gibi alalım. "İnsanın kafasındaki fikirler ve hayaller onları daima yöneten görünmez güçlerdir. Bu, kafanızdaki hayaller yoluyla hayatınızı yönettiğiniz(kontrol ettiğiniz) anlamına gelir.

Binlerce yıllık tecrübe ve müşahede şunu hiç şüphe götürmeyecek bir şekilde ispat etmiştir: HAYALİNİZDE CANLANDIRDIĞINIZ İNSAN HALİNİ ALIRSINIZ. GELECEĞİNİZ, KAFANIZDA HAYAL ETTİĞİNİZ ŞEKİLDE OLACAKTIR.

M. R. Kopmeyer

23 Ekim 2017 Pazartesi

Umut Mevsimi - Darien Gee

Ekim 23, 2017

 Merhabalar! :) Darien Gee'yi Dostluk Ekmeği kitabıyla tanımıştık hepimiz. Avalon kasabasında yaşamakta olan birkaç kadının derin ve duygusal yaşantılarını anlatan sıcacık bir romandı dostluk ekmeği.





Yazar: Darien Gee
Çevirmen: Esra Yüksel
Yayınevi: Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 600

Dostluk Ekmeği'nin devamı niteliğinde olan ve yeni karakterlerle bezenmekle kalmamış, önceki kitaptan tanıdığımız karakterlere de yer verilmiş. Şimdi kısaca konusundan bahsedelim.

Bettie Shelton, Avalon kasabasında yaşayan kadınların katılımcısı olduğu Koleksiyon Defteri Hazırlama Derneğini kurmuş, neşeli ve hayat dolu bir kadındır. Dernek üyeleri belirli aralıklarla bir raya gelir ve kendi tarzlarına göre hazırladıkları defter sayfalarına istedikleri fotoğrafları yapıştırarak ya da notlar alarak, hatıralarını ölümsüzleştirdikleri bu koleksiyon defterlerini oluşturur ve fikir paylaşımlarında bulunurlar.

Isabel, kocasını trafik kazasında kaybetmiş bir kadındır. Kocası Isabel'i başka bir kadın için terk etmiş ve o kadından bir de çocuk yapmıştır. Çocuk sahibi olmayan Isabel bu duruma çok fazla içerlemiş ve üzülmüş bir durumdadır. Kocasının sevgilisi olan Ava ve çocuğu ile kasabada karşılaşınca da ne yapacağını şaşırır. Onlarla yüz yüze gelmek istemese de birçok kez karşısına çıkarlar...

Yvonne kasabaya yeni taşınmış olan, kasabadaki tek kadın tesisatçıdır. Yvonne, bir tesadüf eseri Isabel ile çok yakın arkadaş olur. Ve içinde sakladığı birçok sırrı, herkesten gizlediği geçmişini onunla paylaşır. Birçok gerçek su yüzüne çıkar.

Frances ise 3 oğlu ve kocasıyla huzurlu bir yaşam sürdürmektedir. Frances ve kocası, hep özlemini çektikleri kız çocuğuna sahip olmak için evlat edinmeye karar vermişlerdir. Fakat Çin'den evlat edinecekleri küçük kızın bazı sağlık problemleri vardır ve birçok başka sorunla da karşı karşıya geleceklerdir.



Şu anda aklıma gelmeyen birkaç karakter daha vardı. Yani anlayacağınız, bol karakterli, akıcı bir kitaptı Umut Mevsimi. Kafa dağıtmak ve günlük hayattan uzaklaşmak için okunacak kitaplar listesine alınabilir.

Ben yazarın tarzını, Debbie Macomber'ın stiline çok benzettim. Ama instagram üzerinden paylaşmış oldığum resmin altında da belirttiğim gibi, bu tarzda yazmaya başlayan birçok yazar ortaya çıkmış olsa da Debbie'nin yerini hiçbiri tutamaz ve Küçük mucizeler Dükkanı serisinin verdiği keyfi hiçbiri veremez...  :)

Altını Çizdiklerim


Sırf yolda yürürken ayağın küçük bir taşa takıldı diye yürümekten vazgeçemezsin. (sf 414)

 

5 Ekim 2017 Perşembe

Zorluklarla Karşılaşmadan da Başarılı Olabilir miyiz?

Ekim 05, 2017
Zorluklarla karşılaşmadan da başarılı olabilir miyiz?

Mutluluğun ve başarının yolunu bulanlar mutlaka birçok güçlükle karşılaşmış ve bu güçlükleri yenmişlerdir. Bunalumlı bir dönemden geçmeden başarılı olmak çok zordur. Başarılı ve mutlu insanlar, neşeli, cana yakın ve çok enerjik olabilirler. Ama bu durum zor problemlerle karşılaşmadıkları anlamına gelmez. Kötümser kişilerle karşılaştırıldıklarında, olaylar karşısında daha dayanıklı oldukları anlaşılır.

Herhangi bir dalda önemli başarı göstermiş kişilerin hayatları incelenirse, onların, birçok talihsiz, cesaret kırıcı ve engelleyici durumla karşılaştıkları görülür. Önemli olan kötü bir olayla karşılaşmak değildir. Bu olaya nasıl baktığımız önemlidir. Eğer kötü durumdan ders alabiliyorsak, o kötü durum bize hizmet etmiş demektir.


İnsanların büyük çoğunluğu, kötü durumları başarıya çevirmeyi bilmezler. Hep şartlardan yakınırlar. Başarılı insanlar ise her olaydan ders alırlar. Başarısız oldukları zaman da üzülmezler; çünkü bundan ders almış olmak bile onlar için bir kazançtır.

Başarısız kişiler ise çoğu zaman başkalarının kendilerini engellediğinden söz ederek insanlardan faydalanma yoluna gitmezler. Üstelik onları kendileri için engel olarak görürler.

Unutmamalıyız ki, diğer insanlar başarımızı engelleyemez. Kendimizin gelişmesine en büyük engel yine kendimizizdir. Onun için kendimizi eleştirmeliyiz. Eğer kendimizde bir hata bulmuşsak üzülmemeliviz. Hatalarımızı, başarılarımızı sağlayan nedenlerden biri olarak ele almalıyız. Sözgelimi doktorlar, insan sağlığı için olumsuz durumlardan bile yararlanırlar. Bir hasta nedeni bilinmeyen bir şekilde ölmüşse, otopsi yaparak ölüm nedenini bulmaya çalışırlar. Böyle değerlendirilen bir ölüm olayı, diğer insanların hayatlarını kurtardığı için de faydalıdır. Demek ki kötü olarak nitelediğimiz her olay, ondan bir şey öğrenebildiğimiz sürece değerlidir.

Bir problem ne kadar zor olursa olsun mutlaka çözmenin bir yolu vardır. Bu inanışta olduğumuz zaman olumlu düşünceleri bir mıknatıs gibi çekeriz. Böylece olumlu enerjimiz artar. Problemin büyüklüğü önemli değildir, önemli olan bu zorluğu çözeceğimize inanmamızdır. Ayrıca problemin iyi tarafını görebilirsek hem problemi çözeriz, hem de başarı duygusunu tatmış oluruz. Savaş olmadan zafer olmayacağını unutmamalıyız.


Zülfikar Özkan